28 Kasım 2023 Salı

Belki
Eski bir 'zen' hikayesi vardır; ''Bir zamanlar, vaktinin çoğunu tarlasıyla ilgilenerek geçiren yaşlı bir çiftçi varmış. Bir gün, bu çiftçinin atı kaçmış. Duruma üzülen komşuları, çiftçiye. “Ne kötü şans, bu çok kötü oldu” demişler. “Belki” diye cevap vermiş yaşlı çiftçi. Ertesi sabah çiftçinin atı, peşine taktığı üç vahşi at ile geri dönmüş. Bu duruma hayret eden komşular “Harika bir şey! Birden fazla atın oldu!” demişler. “Belki” diye yanıtlamış yaşlı çiftçi. Bir sonraki gün, çiftçinin oğlu yabani atlardan birine binmeye çalışırken düşmüş ve ayağını kırmış. Komşular, bu talihsizliğe ne kadar üzüldüklerini dile getirmek için yaşlı adamın evine gelmişler ''İşte bu çok kötü oldu'' demişler. “Belki” demiş çiftçi. Ertesi hafta ülkede savaş çıkmış, köyün erkeklerini orduya almak üzere askerler gelmiş. Çiftçinin oğlunu ise ayağı kırık olduğu gerekçesiyle almamışlar askere. Komşular her şey senin leyhine döndü 'Çok şanslısın' demişler, “Belki” demiş yaşlı çiftçi.'' Buradan alınacak ders hiçbir olayın ya da durumun kesin olarak ‘iyi’ ya da ‘kötü’ olduğuna karar verme. Çünkü iyi olaylarla da kötü olaylarla da 'imtihan' ediliyoruz. Yüce Allah diyor ki; Enbiya 35 ''Her nefis, ölümü tadacaktır. Biz bir imtihan olarak sizi şer ile de hayır ile de sınıyoruz. Sonunda bize döndürüleceksiniz.'' Hem 'hayır' ile hem de 'şer' ile sınandığımıza göre olayların asıl gideceği yönü bilmemiz, bizim kısıtlı, insani 'görüşümüz' ile mümkün değildir. Ve insani, yani kısıtlı olan aklımız ile her konuyu çok kolay yargılayıp o olayı hayır ya da şer olarak görebiliyoruz ama buna karşın Yüce Allah şöyle diyor; Bakara 216 ‘’Hoşlanmazsınız, size ağır gelir ama düşmanlarla savaşmak, size farz edilmiştir. Bazı şeyler vardır ki hoşlanmazsınız, fakat hayırlıdır size. Bazı şeyler de vardır, hoşlanırsınız, şerdir size. Allah bilir, siz bilemezsiniz.’’.. Yani ‘iyi’ bir olay mı yaşadın buna karşın senin cevabın ‘Belki’ olmalıdır sonucunun nereye gideceğini bilemezsin.. Ya da kötü bir olay mı yaşadın, şer mi olduğunu düşünüyorsun, senin cevabın bunun karşılığında ‘Belki’ olmalıdır, şer gördüğün olay bir ‘şansa’ bir ‘kutsanmaya’ dönüşebilir.. ©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

14 Eylül 2023 Perşembe

Her Şeye Güzel Bak
İki adam bir Zen ustasını ziyaret eder. İlki der ki “Bu şehre taşınmayı düşünüyorum. Nasıl bir yer?” Zen ustası sorar: “Eski şehrin nasıldı?” Adam cevap verir: “Korkunçtu. Herkes nefret doluydu, nefret ettim.” Bunun üzerine Zen ustası şöyle der: “Bu şehir de hemen hemen aynı bence buraya taşınmamalısın.” Birinci adam gider ve bu sefer İkinci adam sorar “Bu şehre yerleşmeyi düşünüyorum. Nasıl bir yer?”. Zen ustası sorar: “Eski şehrin nasıldı?”, İkinci adam; “Harikaydı. Herkes arkadaş canlısıydı ve ben mutluydum. Ama bir değişiklik istiyorum.” Zen ustası şöyle der: “Bu şehir de hemen hemen aynı. Bence burayı seveceksin.”.. Nasıl ‘bakarsan’ öyle ‘görürsün’.. Kural her zaman budur! İnsanlardaki, olaylardaki kusurları, ayıpları görmek için ‘bakıyorsan’ kesinlikle görürsün, ama bundan şikayet etmen yersiz.. Çünkü bu senin tercih ettiğin ‘bakış açısı’. Eğer ‘güzel baksaydın’ güzel görürdün! Rumi diyor ki ‘’Kusur bulmak için bakma birine, bulmak için bakarsan bulursun. Kusur örtmeyi marifet edin kendine. İşte o zaman kusursuz olursun.’’.. Eğer bir kişinin ‘kusurlarını’ görmeyi tercih ediyorsan o kişi senin için çekilmez biri olur, ama güzel taraflarını görmeyi tercih edersen o kişi senin için harika biri olur! Ama kişi yine aynı kişi nasıl böyle iki sonuç olabilir? Durum şu; sonucu gösteren şey sadece senin ‘bakış açın’(senin kalbin).. O zaman bu sonuç bizi nereye götürür? Dış dünyada ‘iyi’ ya da ‘kötü’ diye bir şey yok, sadece senin onlar hakkında olan ‘bakış açın’ var. O zaman kişilere, olaylara ‘çirkin bakarsan’ çirkinleşirsin, ‘güzel bakarsan’ güzelleşirsin, ‘görmeyi tercih ettiğin’ ruh haline bürünürsün. Rumi diyor ki ‘’Ne kusursuz insan ara; ne de insanda kusur. Birincisini zaten bulamazsın. İkincisinde ise bulduğun her kusur, öğrendiğin her ayıp sahibini değil seni çirkinleştirir. Her ikisi de seni mutsuz eder.’’.. ‘Kusur görmeyi’ tercih ederek kendini ‘mutsuz’ eden sensin. Aslında iyi de görsen kötü de şunu anlaman lazım; ‘Nereye bakarsan bak, ‘kendini’ görüyorsun, iyi ya da kötü olarak gördüğün kendi zihnindeki düşüncelerden ibaret.. O zaman çok fazla ‘kusur’ görüyorsan kalbini ‘arındırma’ vakti gelmiş demektir..
.
.
© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

2 Eylül 2023 Cumartesi

Gülistan


‘’Zen ustaları Tanzan ve Ekido bir zamanlar çamurlu bir yolda birlikte seyahat ederken şiddetli bir yağmur bastırdı. Yolda yürüyemeyen ipek kimonolu ve kuşaklı güzel bir kızla karşılaştılar. Tanzan kızı kollarına alarak çamurlu yolu geçmesine yardım etti. Ekido, o gece bir konaklama tapınağına varana kadar bir daha konuşmadı. Sonra artık kendini tutamadı. Tanzan’a “Biz keşişler kadınlara yaklaşmayız.” dedi, “Özellikle genç ve sevimli olanlara. Bu tehlikelidir. Neden bunu yaptın?” Tanzan şöyle cevap verdi “Ben kızı orada bıraktım. Sen hala taşıyor musun?”. Var olan her şey, her insan, her durum yalnız sen onu zihninde ‘taşırsan’, hayatında var olabilir. Zihninin içinde olmayan şey ‘yok hükmündedir’, hayatında hiçbir şekilde var olamaz. Kızgınlık, acı, üzüntü, kin, nefret, bunları zihninde ‘taşıdığın’ için hala hayatında ‘var oluyorlar’, zira hayatı zihninin içinde yaşıyorsun, dışarıda ‘gerçek bir şey’ yok ki. Biz sadece ‘düşünceden’ ibaretiz. Rumi diyor ki ‘’Ey kardeş! Sen ancak bir düşünceden ibâretsin, ondan başka neyin varsa kemiktir, kıldır.’’. Tüm evren, tüm hayat zihnimizin içinde.. Milyar dolarların olsa da, en güzel imkanlara sahip olsan da, hayatta her şeyi başarmış olsanda ‘zihninin’ içindeki bir huzursuzluk, bütün hayatını mahvediyor, hayatının tadı tuzu kalmıyor. O zaman ne işe yaradı bunca imkan? Demek ki gerçek mutluluk ‘içeride’, mutluluk dışarıda hiç var olmadıki. Ve mutlululuğun çok basit bir sırrı var, ‘güzel düşünmek’ ve iyi düşünceleri zihinde devamlı olarak tutmak. Çünkü zihnindeki düşünce ne ise yaşamın o düşüncenin ‘rengini alır’. Rumi diyor ki ‘’Gül düşünür, gülistan olursun. Diken düşünür, dikenlik olursun.’.. Yani zihninde sürekli kızgınlık, acı, üzüntü, kin, nefret gibi duyguları barındırıyorsan dıştaki imkanların mükemmel olsa bile ‘dikenlikte’ yaşamak zorunda kalırsın, çünkü hayat ‘zihninde’.. Bu nedenle kadim öğretiler her zaman ‘affet’, kinden uzak dur, kızgınlık duyma, ayıp ört derler, bunları kişiyi üzmüş insanların iyi olması için mi derler? Hayır, kişinin kendisi için derler, çünkü kişi bu duyguları içinde tuttuğu sürece ‘dikenlikte’ yaşayacaktır, isterse milyar dolarları olsun..

.

.

''İyi şeylerden başka bir şey düşünme! Çünkü düşünce, suret dokumasının ipliğidir. Güzelleşen ve iyi olan düşünceden doğan her suret, güzeldir. Bir adam belada safa görürse, bela tatlılaşır. Hasta, iyileştiğini görünce ilaç, kendine hoş gelir. Kötüye yormak ve kuruntu yapmak insanı derdi yokken bile hasta eder. Onun için olaylara iyi bak. Sen kötü düşünceyi zehirli tırnak bil. Bu tırnak derinleştikçe can yüzünü tırmalar.'' - Celaleddin-i Rumi

.

.

© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

23 Ağustos 2023 Çarşamba

Arzular En Büyük Engel

 

Konfüçyüs öğrencilerine ders veriyordu, sağ elinde bir vazo vardı. Tüm öğrencilerin görebileceği şekilde vazoyu havada tuttu. Diğer elinde de bir elma vardı. Elmayı vazonun içinde koyduktan sonra, vazoyu yere bıraktı ve şöyle dedi; Elmayı vazodan çıkarmayı başaran öğrenci, elmayı alabilir. Öğrencilerden biri atıldı ve elini vazonun dar ağzından içeri soktu. Elmayı yakaladı, çıkarmaya çalıştıkça elma elinden kaydı. Bir de elini vazoya sıkıştırdı, bağırmaya başladı: ‘’Elimi çıkaramıyorum!’’ Konfüçyüs; ‘’Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmezsen, elini çıkaramazsın’’ dedi. Öğrenci biraz daha uğraştı, elmayı elinden bırakmak istemiyordu; ama sonunda mecburen bıraktı. Elini vazodan çıkardı. Konfüçyüs’e sordu: ‘’Elmayı vazodan çıkarmanın bir yolu var mı?’’ Konfüçyüs, ‘’Nasıl olacağını göstereyim’’ dedi ve vazoyu ters çevirdi. Elma kendiliğinden vazonun içinden yuvarlanıp çıktı. Öğrenciler çözümün bu kadar basit olması nedeniyle gülmeye başladı. Konfüçyüs, öğrencilerine elmayı göstererek dedi ki: ‘’Göründüğü gibi basit değil, bazen bırakabilmek daha zordur. Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda, ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız. Hayatın akışında ulaşmak istediklerinize onları yakalamaya çalışarak değil, onların size gelmelerine izin vererek ulaşabilirsiniz. Bazen en doğrusu olayları kendi akışına bırakıp müdahale etmemektir.’’ İstediklerine ulaşman için en büyük engel ‘kendi arzundur’. Arzun istediğin şeyle her daim arana girer. Bu kuantum çift yarık deneyinde başlarında bir gözlemci olduğunda olması gibi hareket etmeyen quarkların halidir, ‘gözlemleme’ arzun bile doğanın olduğu gibi çalışmamasına, isteklerini elde etmene engel olur. Bilge Epiktetos diyor ki ‘’Dar ağızlı bir kaptan incir ve fıstık almaya çalışan çocukların başına şöyle bir şey gelir. Eğer ellerini doldururlarsa, kaptan çıkaramazlar ve ağlamaya başlarlar. Elindeki birkaç şeyi bırakırsan, bir şeyleri çıkarmayı başarırsın. Arzular için de aynısı geçerlidir.’’ O şeyi elde etmeye olan arzun, o şeyin gerçekleşmemesinin ana nedenidir. Herşeyi akışına bırak ve arzudan arın işte o zaman istediğini kolayca elde edersin.

© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

13 Haziran 2023 Salı

Örümcek Ağı
Ankebut 41 ‘’Allah'ın dışında veliler(efendiler-koruyucular-otoriteler) edinenlerin örneği, kendine ev edinen örümcek örneğine benzer. Gerçek şu ki, evlerin en dayanıksız olanı örümcek evidir; bir bilselerdi.’’ ‘Veliler’ kelimesi Arapça, ‘efendiler, koruyucular, otoriteler’ demektir.. Yani Yüce Allah’tan başka kime sırtını dayarsan daya, ‘örümcek ağına’ sırtını dayamış oluyorsun.. Rumi diyor ki ‘’Zenginliği hazineden, maldan-mülkten değil Allah’tan dile; yardımı amcadan, dayıdan değil, Allah’tan iste. Çünkü sonunda bütün bunları bırakıp gideceksin. Kendine gel de o zaman kimi çağıracak, kimden imdat isteyeceksin bir düşün! Aslanlar gibi avını kendin avla! Yabancıya da yüzsuyu dökme, akrabaya da. Başının üstünde bir sepet dolusu ekmek olduğu halde başkasından ekmek istiyorsun. Dizine kadar dereye girmişsin de hâlâ ondan-bundan su isteyip duruyorsun! Başkasına yalvarmayı düşünme; artık o merhamet ve adalet sahibi Allah’tan başkasına yalvarma! Allah’ı düşün, onun huylarıyla huylan da emanetlerin zâyi olmaktan da emin olsun, eksilmekten de! Borçlu bir adam, cömert bir muhtesibin yardımını umarak onun yanına gitmişti. O garip, muhtesibin evine varınca onun öldüğünü söylediler. Bu acı haberi duyan garip ağlamaya başladı; sanki kendisi de muhtesibin ardından can veriyordu. Aklı başına gelince düşündü ve dedi ki: “Yarabbi, suçluyum, insanlara ümit bağladım. Muhtesip çok cömertti, ama cömertlikte hiç de senin eşin olamaz. O külâh bağışlar, sen, akılla dolu baş verirsin. O kaftan verir, sen boy-pos ihsan edersin. O altın verir bana, sen altın sayan el verirsin. O katır verir bana, sen ona binecek akıl. O bana ışık verir, sen aydın göz. O meze verir, sen onu yiyecek kabiliyet. O maaş verir, sen ömür ve yaşayış. Onun vâdettiği şey altındır, senin vâdettiğin, temiz şeyler. O oda verir, sen gök ve yer verirsin. Senin yarattığın ovada onun gibi yüzlercesi yaşar, semirir. Altın senindir; altını o yaratmadı ki! Ekmek senindir, ekmeği bağışlayan sensin. Ona cömertliği, merhameti veren de sensin. Cömertlik eder de neşelenir; bu neşeyi, bu sevinci veren de sensin. Ben onu kendime kıble edindim de asıl kıble edilecek makamı nasıl bıraktım?” © Kadim Astroloji Analisti – Erdem Çalışkan

6 Haziran 2023 Salı

Vakit
Rumi diyor ki ‘’Zamanede sana üç yoldaş vardır; biri vefakardır, ikisi gaddar. Biri dostlarındır, öbürü malın mülkün, üçüncüyse iyi işlerdir ve bu vefalıdır. Mal, seninle beraber gelmez, evden dışarı bile çıkmaz. Dost gelir, gelir ama mezarbaşına kadar. Ölüm gününde dost, sana hal diliyle der ki; ''Sana buraya kadar yoldaşım, bundan öteye gidemem. Mezarının başında bir zamancağız dururum.'' Fakat yaptığın işler vefakardır; onlara sarıl ki onlar; mezarın içine kadar seninle gelirler.’’ Bu ilahi sistemde görünmeyen şeyler(aşk, sevgi, mutluluk, duygunun her türü) her zaman görünen şeylerden(para, parayla satın alınan herşey, insan yapımı olan herşey) daha değerlidirler. Bu sebepten dolayı ilahi olan (inanç, mutluluk, aşk, sevgi, aile bağları) yerine yapay olanı (para, kariyer, dünya malı, insan yapımı şeyler) seçen insan ‘hiçbir zaman’ ruhsal tatmin bulamaz sadece hayatta oradan oraya savrulur. Yani maddi olan herşey sadece bir illüzyon(Rahu) ve yalandır(Rahu), bunlar sadece kişiyi oyalayıp bu dünyada ‘çok değerli olan vaktini’ çalar.. Materyal şeyler kişinin ‘yoldan sapması’ için bir ‘sınavdır’. Oysa ki bu dünyada en önemli olan şey ‘vakittir’,hiçbir şey onun değerinde olamaz ve bu ‘bahşedilmiş’ vakit ruhani amaçlar ve iyi işler yapmak(Bakara 62) için harcanmalıdır. Zümer 53 “De ki: Ey nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin.” Rumi bu ‘haddi aşma’ konusunda şöyle diyor ‘’Sen sanma ki hadden aşırı hareket israf etmek ya da birkaç kuruşu boş yere harcamandır. Yahut birkaç eşek yükü buğdayı hesabını bilmeden sarf etmendir. Yahut mirasa konduğun birçok malı yemeye içmeye harcayıp savurmandır. Asıl büyük israf, aziz ömrünü harcamandır. Çünkü bir anlık ömür, yüz binlerce paraya alınamaz. Mücevherler vakitle alınabilir ama vakitler mücevherle alınamaz. Yani, ömür mühlet verirse vakitle yakutlar elde edilebilir. Ama yüz binlerce yakutla, yüz binlerce mücevherle ömrün bir vakti bile satın alınamaz.’’. ‘Yani telafisi olmayan vaktini boş şeyler için harcama, ‘iyi işler’ yapmaya odaklan. . . © Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

21 Ocak 2023 Cumartesi

Gezegen İçin Yücelim ve Düşüş
Vedik astrolojide her gezegenin yüceldiği ve düştüğü burç vardır. Gegezegen yüceldiği burçta çok iyi hisseder ve daima olumlu sonuçlar üretir. Gezegen düştüğü burçta ise gücünü kaybeder, umutsuzlaşır ve sürekli olumsuz sonuçlar üretir. İşte gezegenlerin bu durumu bize hayata dair bir çok ipucu verir. Çünkü gezegenler Rahman’ın kurduğu bu müthiş sistemi çalıştıran çarklardır ve O’na secde etmektedirler(Hac 18). Örneğin şiddetin, kavganın, zorbalığın, rekabetin gezegeni Mars’ı ele alalım. Mars, Koç ve Akrep burçlarını yönetir ve Mars kendi burçlarında çeşitli gezegenleri ‘düşürür’. Mars’ın(şiddet, kavga, zorbalık, rekabet) burcu olan Akrep’te Ay gezegeni düşer, bütün gücünü kaybeder. Peki Ay neyi temsil eder? Hayat mutluluğu, zihin huzuru, aile mutluluğu.. Yani Marsın’sın simgelediklei olan şiddet, zorbalık, kavga, rekabet Ay’ı(hayat mutluluğu, zihin huzuru, aile mutluluğu) yok ediyor, çünkü Ay, Akrep’te yani Mars’ın burcunda düşer.. Evliliğin ve aşkın gezegeni Venüs, Başak burcunda yani Merkür’ün sahibi olduğu burçta düşer.. Yani aşkı(Venüs) ve evliliği (Venüs) ne yok eder? Merkür’ün simgeledikleri.. Merkür ise parayı, kariyeri, dünya nimetlerini, sadakatsizliği simgeler. Yani Merkür’ün simgeledikleri olan para, kariyer, dünya nimetleri için yapılmış evlilik(Venüs) yıkılmaya mahkumdur. Çünkü Venüs(evlilik), Merkür’ün(para, kariyer, dünya nimetleri) burcu Başak’ta düşer.. Gezegen kendi kavramlarını yok eden burçta düşerken kendi kavramlarını destekleyen burçta yücelir. Venüs(aşk, evlilik) Balık burcunda yücelir.. Peki Balık neyi simgeler? Allah yolu, inanç, fedakarlık, merhamet, hoşgörü, karşılıklı anlayış, affetmek, desteklemek.. Yani evlilikte(Venüs) amaç Merkür’ün simgeledikleri olan para, kariyer, dünya nimetleri, sadakatsizlik olunca evlilik(Venüs) yok oluyor ama evlilikte amaç birlikte Allah yolunda yürümek, merhamet etmek ve desteklemek (Balık) üzerine olunca o evlilik yüceliyor.. Peki zorba Mars gezegeni hangi burçta düşüp tüm gücü kaybeder? Mars, Yengeç’te(yöneticisi Ay) düşer ve bütün gücünü kaybeder. Yengeç(Ay) neyi simgeler? Mutlu bir aile hayatı, zihin huzuru, iyi ebeveynler, iyi aile eğitimi ve mutlu ev.. © Kadim Astroloji Analisti – Erdem Çalışkan