3 Ekim 2024 Perşembe

Büyük Sır

 

Yunus Emre dedi ki ‘’Yaratılmışı hoş gördük,Yaratandan ötürü..’’ Rumi dedi ki ‘’Anlamak bilmek, bilmek affetmektir’’.. Buddha dedi ki ‘’Affettiğinde iyileşirsin. Kötü duyguların gitmesine izin verdiğinde büyürsün’’.. Dünya’nın en batısından en doğusuna çağlar boyunca hakikat sırrına ermiş tüm alimler ‘affetmeyi’ öğütlediler.. Çünkü ‘affetmenin’ içinde ‘çok büyük bir sırrı’ taşıdığını biliyorlardı, ‘kefaret’..(Konuyla ilgili detaylı bilgi için bkz. Emrah Eryılmaz-Hakikat Planı sayfa 120- #reklam değil tavsiye, severek okuduğum bir kitap). Yüce Allah diyor ki Hud 114 ‘’Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir..’’. Bu iyiliklerin kötülükleri gidermesi yasası çok büyük bir yasadır.. Yaptığımız ‘iyi’ ameller bizde bulunan mevcut günahların ve topladığımız kötü karmanın yok olmasına neden olurlar.. Bu iyi davranışların en büyüklerinden biri ‘affetmektir’ ki Kur’an’da Yüce Allah ‘affetmenin’ bir ‘kefaret’ sistemi olduğunu söylüyor bize.. Ve konunun affetmek, bağışlamak üzerine olduğu bir ayette Yüce Rahman şöyle diyor; Maide 45 ‘’Kim onu bağışlar da ‘kısas hakkından vazgeçerse’ artık o kendi ‘günahları’ için kefaret olur..’’ Yüce Rahman kişinin maruz kaldığı ‘negatif’ bir olayı/durumu ‘affetmesinin’, kendi ‘günahları’ için bir ‘kefaret’ oluşturduğunu söylüyor.. Yüce Allah, ‘affetmenin’ kişide bulunan ‘mevcut’ günahların ‘affedilmesini’ sağladığı konusunu şu ayette pekiştiriyor; Nur 22 ‘’Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz?’’.. Yüce Allah açıkça bu ayette insanın yaşadığı negatif davranışları/durumları ‘affetmesinin’ onun günahlarının ‘affedilmesi’ için bir yol olduğunu söylüyor.. Yani kişinin ‘affetmesi’ kendi günahları için bir bağışlanmadır, ‘kefarettir’(maide 45).. Yani prensip basit ‘affedilebilmek’ için ‘affetmek’ gerekiyor, bu hakikat sırrına ermiş alimlerin çağlar boyunca bildiği bir sırdı.. Bu nedenle Yüce Allah bize birçok ayette affetmeyi öğütlüyor ki bu ‘kendi iyiliğimiz’ için.. A’raf 199 ‘’Sen affetmeyi esas al, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir..’’

©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan    



10 Eylül 2024 Salı

Kirlenmek Güzel Değildir!

 

Satürn vedik doğum haritasında finansal zorlukların, depresyonun, hastalığın temsilcisidir.. Satürn’ün dıştaki fiziksel temsilcisi ise ‘kirdir’.. Bir yer(ev-iş) ‘kirlenmeye’(Satürn) başladı mı, bu orayı Satürn konularının(finansal zorluklar, hastalık, depresyon) yavaş yavaş işgal etmesi demektir.. Kişinin bulunduğu ortam ‘kirliyse’ kişinin hayatında Satürn temaları(finansal zorluklar-hastalık-depresyon) aktive olmaya başlar.. Bu nedenle her ne şartta olursa olsun ‘temiz’ olmak gerekiyor.. Temizliğin temsilcisi ise ‘Venüs’tür.. Venüs kişisel hijyen ve yaşam alanının hijyenidir.. Venüs’ün temsil ettiği diğer konular ise eğlence, hayatın zevkleri, konforlu yaşam, dünya nimetlerinden faydalanmaktır.. Yani kişi ‘temiz’(Venüs) olunca kişinin hayatından aldığı zevk artar, nimetleri çoğalır, hayatı daha konforlu hale gelir. ‘Kir’(Satürn) görünce hemen bundan arınmak(Venüs), temizlenmek(Venüs) gerekiyor, çünkü ‘kiri’(Satürn) devam ettirmek kişinin hayatında Satürn(finansal zorluklar-depresyon-hastalık) temalarını aktive ediyor.. Buraya kadar anlattığım ‘fiziksel temizlikti’.. Şimdi gelelim ‘asıl temizliğe’, yani ‘için temizlenmesine’.. Kalbinde Satürn(haset, hırs, intikam, kıskançlık, tüm negatif duygular) temalarını biriktiriyorsan kalbine körlük/hastalık(Satürn) geliyor demektir.. Kalbin bu kirler(Satürn-negatif duygular) nedeniyle ‘kör’ olur ve ‘saparsın’, zira Yüce Allah şöyle diyor; Hac 46 ‘’Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı, böylece onların kendisiyle akledebilecek kalpleri ve işitebilecek kulakları olsun? Doğrusu, baştaki gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler kör olur.’’.. Satürn(haset, öfke, hırs,tüm negatif duygular) kalbini ‘körleştirir’, çünkü ‘kir’(Satürn) kalp gözünü kapatır.. Yine çare Venüs.. Venüs vedik astrolojide ‘bhakti’dir yani Allah aşkı ve ‘arınmak’(zekat).. Yüce Allah’ın Kur’an’da tavsiye ettiği ‘zekat’ kelimesinin bir anlamı da ‘arınmaktır’(Venüs), hem maddi hem manevi kirlerden(Satürn).. Dıştaki kirlerden(Satürn) arınırsan(Venüs) fiziksel bedenine ve hayatına hastalık(Satürn) gelmez, içteki kirlerden(Satürn) arınırsan(Venüs) kalbine hastalık(Satürn-kalp körlüğü) gelmez, ‘doğru yolda’ kalırsın..

.

.

©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan  

20 Ağustos 2024 Salı

Akıp Giden Rüzgar


Vedik astrolojiye göre İkizler, Terazi, Kova burçları ‘hava’ elementine mensupturlar.. Bu insanlar seyahat etmeyi çok severler, tıpkı rüzgarın(hava) aynı yerde sabit duramaması gibi hava elementine mensup insanlar da sık sık seyahat etmek isterler.. Bu nedenle de vedik astrolojide bu 3 burç ‘yerleşim’ yerlerini ve insanların birbiriyle etkileşimlerini temsil ederler. İkizler burcu ‘şehirleri’ temsil eder. Terazi burcu uzak yerlerle, uzak ülkelerle olan ‘ticareti’ temsil eder. Kova burcu ise vedik astrolojiye göre ‘yurtdışını’ temsil eden burçtur.. Yani söz konusu hava olduğunda(İkizler, Terazi, Kova) genel temalar seyahat etmek, uzak yerlere gitmek, yabancı kültürlerle iletişim kurmaktır.. Vedik astrolojiye göre İkizler, Terazi, Kova insanları tıpkı akıp giden rüzgar(hava) gibi özgürlüklerine düşkün, seyahat etmeyi seven, yabancı kültürleri tanımayı seven insanlardır..

Erdem


Not: Bu verdiğim bilgiler kimler için geçerli? Vedik astrolojiye göre İkizler, Terazi, Kova burçları – Yükselen İkizler, Terazi, Kova olanlar – Ay burcu İkizler, Terazi ya da Kova olanlar – En az 3 gezegeni hava burçlarında yerleşmiş olanlar


.
.

©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan 

24 Temmuz 2024 Çarşamba

Burçlar ve Doğada Kontrol Ettikleri

 

Doğanın her bir öğesi vedik astrolojiye göre bir gezegenin ve burcun kontrolündedir. Mesela vedik astrolojiye göre Kova burcunda büyük sarp karlı dağlar bulunur, bir kişinin vedik doğum haritasında Kova'nın yöneticileri olan Satürn ve Rahu güçlü bir şekilde yerleşmişse ya da kişinin vedik astrolojiye göre Yükseleni ya da Ay'ı Kova burcunda yerleşmişse, ya da bir kişinin vedik astrolojiye göre Kova burcunda en az 3 tane gezegeni varsa kişi kışı çok sever ve karlı dağları oralarla ilgili her türlü aktiviteyi sever. Vedik astrolojiye göre Balık burcunda denizler, okyanuslar bulunur aynı zamanda denizlerin yönetici gezegeni Ay'dır. Bu ne demek oluyor? Kişinin vedik doğum haritasında Ay güçlü bir yerleşimdeyse kişi denize, denizle ilgili her şeye bayılır, aynı zamanda kişinin vedik astrolojiye göre Yükseleni ya da Ay'ı Balık burcundaysa ya da en az 3 gezegeni Balık burcundaysa kişi için 'deniz' vazgeçilmez olacaktır, her daim yüzmeyi ve denizde vakit geçirmeyi sever. Vedik astrolojiye göre Yengeç'te ise ırmaklar bulunur, ırmakları çok sevenler vedik doğum haritasında güçlü Yengeç vurgusu barındıranlardır. Vedik astrolojiye göre Başak'ta tarlalar, bağlar, bahçeler bulunur, tarımla uğraşmayı sevenler, güzel bahçelerde vakit geçirmeyi sevenler de vedik astrolojiye göre güçlü Başak vurgusu vardır.. Vedik astrolojiye göre Akrep'te göller, kuyular, bataklıklar bulunur, Akrep'in yöneticileri olan Mars ve Ketu'da bunların yöneticisidir. Özellikle göllere ilgi duyan insanlar, göl yanında vakit geçirmeyi sevenler vedik doğum haritalarında güçlü Akrep vurgusu taşırlar.. Vedik astrolojiye göre Aslan'da geniş ormanlar ve orta büyüklükte dağlar bulunur.. Ormanları çok sevenler, ormanda vakit geçirmek isteyen insanların vedik doğum haritalarında güçlü Aslan etkisi mevcuttur aynı zamanda Aslan’ın yöneticisi Güneş, Koç burcunda yüceldiği için vedik astrolojiye göre güçlü Koç vurgusuna sahip insanlar da orman sevgisi güçlü olarak görülecektir.. Güneş’in yükseleninizde(1.ev) yerleşmesi dahi sizin bir ‘orman tutkunu’ olmanıza neden olur.. Yani neyi sevdiğiniz, nerede bulunmaktan hoşlandığınız dahi vedik doğum haritanızdan bağımsız değildir..

© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan 

7 Temmuz 2024 Pazar

Doğal Olan
Zen hikayesinde; ‘’Yaşlı bir bilgeye sormuşlar; ‘’Zehir nedir?’’ Bilge cevaplamış ‘’İhtiyacımızdan fazla olan her şey zehirdir! Bu, güç olabilir ya da tembellik; yiyecek, ego, hırs, kendini beğenmişlik, korku, öfke veya herhangi bir şey’’. ‘’Korku nedir?’’ diye sormuşlar, Bilge; ‘’Belirsizliği kabul etmemektir! Belirsizliği kabul edersek eğer macera haline gelir..’’ demiş. ‘’Kıskançlık nedir?’’ diye sormuşlar, Bilge cevaplamış ‘’Diğerlerinin iyiliğini kabul etmemektir! Eğer onların iyi durumlarını kabul edersek ilham haline gelir!’’. ‘’Öfke nedir?’’ demişler, Bilge cevaplamış ‘’Kontrolümüzün dışında olan şeyleri kabul etmemektir! Eğer onları kabul edersek esneklik ve hoşgörüye dönüşür.’’ ‘’Nefret nedir?’’ diye sormuşlar, Bilge cevaplamış ‘’İnsanları oldukları gibi kabul etmemektir! Eğer koşulsuzca kabul edersek, sevgiye dönüşür..’’.. Farkındaysanız negatif duygular ancak ‘sınırı aştığımızda’, doğal olanı ‘kabul etmediğimizde’, ‘direndiğimizde’ ortaya çıkıyor.. Hayat ise ırmakla ‘bir’ olmakla, doğal olana direnmemekle, O’na uyum sağlamaktan ibarettir.. ’Diğerlerinin iyiliğini kabul etmediğimizde’ bizde ‘kıskançlık’ ortaya çıkıyor, ‘kontrolümüz dışındaki şeylere’ direndiğimizde ise bizde ‘öfke’ ortaya çıkıyor.. Bunu hayatın her alanına uygulayabiliriz.. ‘Doğruluğa’ karşı direndiğimizde, bizde ‘yanlışlık’ ortaya çıkar, ‘ışığı’ kabul etmediğimizde bizde ‘karanlık’ ortaya çıkar, ‘temizliğe’ karşı direndiğimizde bizde ‘kirlilik’ ortaya çıkar.. Hayatta ‘doğal olan’ her neyi kabul etmez, doğal olan her neye karşı ‘direnirsen’ sen de ‘zararlı’, ‘negatif’ bir duygu ortaya çıkacaktır.. Hayat ırmakla(Hakk olanla) ‘uyumlanmaktan’ ibaret, ‘ırmağa’ karşı ‘yüzebilen’ var mı? Bu mümkün değil.. Yani ‘doğal olana’ karşı direnmek sadece ‘acı getirir’ ve seni yoldan saptırır(yozlaştırır).. Yine bir zen hikayesiyle bitirelim; ‘’Yaşlı bir adam kazayla bir ırmağa düşer ve yüksek bir şelaleye doğru gider, etraftakiler bunu görünce adamın hayatı için endişelenirler. Adam mucize eseri şelalenin altından sağ olarak çıkar. Herkes yanına koşarak, ona nasıl sağ kaldığını sorar. Yaşlı adam cevap verir: "Kendimi suya uydurdum; suyu kendime değil!".. . . © Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

15 Nisan 2024 Pazartesi

Yüzüncü Maymun
‘’İnsan düşünen bir hayvandır’’ der Aristo, bu tespit doğrudur, açıklayayım. Vedik astrolojide cansızlar krallığı (dağ-taş-bitkiler-hareketsizler ama ruha sahipler) Merkür’ün kontrolündedir. Canlılar krallığı(İnsanlar ve hayvanlar) Venüs’ün kontrolündedir. Venüs vedik doğum haritasında ‘sperm’den sorumludur bu nedenle sperm üretebilen canlılar yani insanlar ve hayvanlar aynı ‘krallıktadır’ ve ikisini de Venüs yönetir. Yani ‘’İnsan düşünebilen bir hayvandır’’ aklınızda tutun.. Ken Keyes Jr. adlı yazar kitabında bir deneyden bahseder; ‘Yüzüncü Maymun’ deneyi. Japonya’nın Koshima adasında yapılan ve 30 yıl süren bu deneyin sonucu çok sarsıcıdır. Deney basitçe şu şekilde; Koshima adasındaki binlerce maymuna yemeleri için patates veriliyor ama bu patates verilirken bilinçli olarak kumlara atılıyor.. Maymunlar patatesin kumlu olmasını beğenmeseler de, tadı güzel olduğu için yemeye devam ediyorlar. Bir gün maymunlardan biri elindeki patatesi gölde yıkayıp öyle yiyor, sonucu beğeniyor ve düzenli olarak böyle yapmaya başlıyor. Sonra bu maymunun annesi ve babası da ondan öğrenip, onlar da patatesi yıkayıp yemeye başlıyorlar. Bu böyle devam ederken diğer maymunlar patatesi kumlu olarak yemeye devam ediyorlar. Bu patatesi yıkayarak yeme durumu maymunlar arasında yavaş yavaş yayılıyor, 1952 yılında başlayan bu durum 1958’de yüzüncü maymunun da yıkama olayını öğrenmesiyle çok şaşırtıcı bir sonuç veriyor. Yüzüncü maymun da patatesi yıkayarak yemeyi öğrendiği anda adadaki binlerce maymun birden bilinç sıçraması yaşıyor ve ertesi gün binlerce maymun aynı yıkama hareketini otomatik olarak yapmaya başlıyorlar. Hatta enteresan olan diğer adalardaki maymunlar bile hiç deneyimleri olmadığı halde patatesi yıkayarak yemeye başlıyor.. Sarsıcı bir durum.. Bunu insanlara uyarlarsak, iyi bir şey oluşturmak istiyorsun diyelim? Ama milyonlarca insana etki edemeyeceğini düşünüyorsun değil mi? Yanlış.. Sadece 100 kişinin o hareketi yapmasını sağla ve tüm insanlık bu davranışı otomatik olarak yapmaya başlar.. Bu her zaman ‘kötüye’ kullanıldı.. Şeytan’ın aksine sen bunu ‘iyiye’ kullan.. İyiliği, güzel davranışları yay, Dünya’yı değiştirmek için 100 kişiyi değiştirmen yeterli.. . . © Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan Ekstra Not:100 insanın bilinci değişince neden tüm insanlık değişiyor, çünkü hepimiz ‘biriz’. Bunu Yüce Allah’ın şu ayetinden görebiliriz; Lokman 18 ‘’Sizin yaratılmanız da diriltilmeniz de bir tek nefsinki gibidir. Allah Semî'dir, Basîr'dir.’’ … Ayrıca şu ayette Yüce Allah hepimizin ‘bir olduğunu ‘ şöyle vurguluyor; Maide 32 ‘’Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur.’’.. Tek nefis’e karşılık ‘tüm insanları’ eşit sayıyor Yüce Allah, çünkü hepimiz ‘biriz’. Bu nedenle Rumi şöyle diyordu; ‘’İnsanoğlu birbirlerinin uzuvlarıdır. Çünkü hepsi aynı cevherden yaratılmışlardır. Eğer uzuvlardan biri hastalanırsa, Diğer uzuvlarda huzur ve rahat kalmaz..’’.. İşin özü tüm insanlığı değiştirmeye 100 kişi uzaktasın.. © Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

17 Mart 2024 Pazar

4 Kapı 40 Makam
Tasavvufta insanın tekamüle ulaşması için geçmesi gereken 4 kapı 40 makam vardır.. İnsan, bu 4 kapı 40 makamda ‘derece, derece’ ilerler, her birimizin Rahman’ın indinde dereceleri var(Enfal 4-Ahkaf 19). İşte içlerinde 40 makam barındıran bu 4 büyük kapının isimleri şöyledir, Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat.. Bu 4 büyük kapı vedik doğum haritamızdaki 4 köşe eve denk gelmektedir. 1. Ev, 4.ev, 7.ev ve 10.ev, vedik doğum haritasının ‘giriş’ ve ‘çıkış’ kapılarıdır ve tasavvufta sözü edilen 4 büyük kapının yerleridir haritada. Şimdi bu 4 kapı konusunda ünlü bir hikayeye bakalım.. ‘’Rumi’ye öğrencisi sormuş, ‘’Hocam, bu dört kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?’’ Rumi demiş ki "Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var. Hepsi rahlelerine eğilmiş. Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım." Adam gitmiş birincinin ensesine bir tokat aşketmiş. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve kuvvetli bir tokatla Rumi’nin öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasına itaat var. Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat aşketmiş. O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış. Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş. Öğrenci devam etmiş üçüncüye de bir tokat atmış. Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş. Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş. Öğrenci Rumi’ye dönmüş, olanları anlatmış. Rumi şöyle cevap vermiş; "Birinci; şeriat kapısını geçememiş biri idi. Şeriatta kısasa kısas olduğu için tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iâde etti. İkinci; tarîkat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı tam tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi; "Sana kötülük yapana bile iyilik yap." Onun için döndü, yerine oturdu. Üçüncü; mârifet kapısına kadar gelmiştir. İyinin ve kötünün tek Yaradan'dan geldiğini bilir, inanır. Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi âlet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı. Dördüncü; hakikat kapısını da geçmiştir. İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu bilir. Onun için dönüp bakmadı bile." . . © Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

25 Şubat 2024 Pazar

İncinsen de İncitme
Hepimiz insanız ve Kur’an’da birçok ayette anlatıldığı gibi içimize sınav gereği yerleştirilmiş çeşitli kusurlar var(Adiyat-6-Ahzab 72-İsra 11) ve bunlara ellerimizle kazandığımız(Şura 30) kötü ameller de eklenince çok kolaylıkla en büyük günahlardan birini işleyebiliyoruz; ‘gönül kırmak’.. Gönül insanı insan yapan ve insanı Rahman’a bağlayan en değerli araç.. Kırmamak lazım hiçbir gönlü.. Yunus Emre şöyle diyor ‘’Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil, yetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değil..’’.. Gönül insanın ‘kâbesi’ bir insan gönlü kırmak kendi ‘kâbeni’ de yıkmak demek.. Öyle kıymetli ki tek bir gönül bile, kırmamak lazım.. Hacı Bektaş-i Veli şöyle diyor ‘’Gönül âlemin mutlak padişahı olan Tanrı’nın nazargâhıdır. Gönül ile Allah arasında perde yoktur. Gönül büyük bir şehirdir. Noksan sıfatlardan uzak olan yüce Tanrı arşa değin neyi yarattı ise o şehirde vardır, o şehre sığar.’’.. Her ne olursa olsun tek bir insanın dahi ‘şehirlerini’ yıkmamak lazım, ama günümüz insanlığı için ‘gönül kırmak’ olağan bir duruma dönüştü.. Bu durumun korkunçluğunu farketmeden, çoğunluğumuz ya hiddete kapılarak, ya arzularımız, ya da hırslarımız yüzünden ya da herhangi bir durum yüzünden bir ‘gönül’ kırabiliriyoruz.. Hepimiz yapabiliyoruz bu büyük hatayı yapmamak lazım.. Rumi bu konuda şöyle diyor ‘’Gönüldeki kabeyi tavaf et sen gönülden, gönül mânâ kabesi: Onu çamur sanma sen, Kabe’yi sen binlerce kez yaya tavaf etsen, bil ki kabul olunmaz tek gönül incitirsen’’.. Yüce Allah insanın gönlüne bakar, gönüldeki iniltiler, sızlanmalar arşa erişir, kırmamak lazım hiçbir gönlü.. Rumi diyor ki ‘’İki âlemde de Allah'ın baktığı yer gönüldür. Padişah daima gönle bakar’’ ve bu nedenle Hacı Bektaşi Veli diyor ki ‘’İncinsen de incitme’’.. Çünkü bir gönül yaralamaktansa, insanın kendi gönlünün yaralanması çok daha iyidir.. Çünkü Yunus Emre şöyle diyor ‘’Gönül Çalab'ın(Allah) tahtı Çalap(Allah) gönüle baktı, iki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise.’’.. Yıkmamak lazım.. Yunus Emre bitirsin ‘’Gönül mü biriktirirsin, Kâbe mi biriktirirsin, söyle bana ey aklı başında olan? Gönül biriktirmelidir, çünkü Hak saflığı gönülde korur".. . . © Kadim Astroloji Analisti – Erdem Çalışkan

31 Ocak 2024 Çarşamba

Bastonlu Adam
Eski bir zen hikayesi anlatılır; ‘’Bir kavağın yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve Güneşin etkisi ile müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacıyla aynı boya gelmiş. Kabak bir gün dayanamayıp sormuş Kavağa: “Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?”. Kavak cevap vermiş “On yılda”. “On yılda mı?” diye gülmüş Kabak ve “Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak.” diye övünmüş. “Doğru” demiş Kavak Ağacı. Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarları başladığında kabak önce üşümeye başlamış, sonra yaprakları düşmeye başlamış. Soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Kabak sormuş endişeyle Kavağa: ‘’Neler oluyor bana böyle ağaç?”. Kavak Ağacı cevap vermiş “Ölüyorsun...’’ Kabak sormuş ‘’Niçin?”. Kavak Ağacı cevap vermiş ‘’Benim 10 yılda geldiğim yere, 2 ayda gelmeye çalıştığın için...” Hayatta bütün süreçler bu şekilde işler.. Vedik astrolojide Satürn, bütün zanaatları, yetenekleri ve öğrenmek için harcanan ‘çabayı’ kontrol eder.. Satürn’ün en büyük özelliği ‘çok yavaş’ olmasıdır, ‘bastonlu bir yaşlı adamla’ temsil edilir, yavaş yavaş yürür bir burçta 2,5 yıl kalır. Her ne konuda olursa olsun, o konuyu öğrenmek ve o konuda ustalaşmak için kişiye Satürn(ana temaları:çaba-disiplin-sabır-ihtiyat) lazımdır.. Peki bu ne demek? Acele ile hiçbir şey başarılamaz, o konuda uzmanlaşılamaz, ‘acele’ başarının, uzmanlaşmanın en büyük düşmanıdır. Rumi bitirsin ‘’Yakinen bil ki bir işte düşünmek ve ihtiyatlı davranmak Rahmân'dandır. Acele etmekse, melun Şeytan'dandır. Ey ihtiyatlı adam! Allah bile bu yerlerle gökleri ihtiyat ile tam altı günde yarattı. Yoksa 'Kün' der demez yerler de olurdu, gökler de; Hakk Teâlâ buna kadirdi. Bir emriyle, ânında yüzlerce yer gök yaratabilirdi. Allah bütün kudretiyle beraber insanı, yavaş yavaş tam kırk yılda(Ahkaf 15) kemâl sahibi eder. Hakk'ın bu davranışı, arzu ettiğin ve hedeflediğin şeyi senin de yavaş yavaş, fakat sürekli ve sağlam bir biçimde ihtiyatla yapmayı sana öğretmek içindir. Daima akıp duran küçük bir dere ne pislenir, ne kokar. Bu ihtiyat ile insan, saâdet ve şansa erişir.’’ . . ©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan