14 Eylül 2026 Pazartesi

Ev Yaşamı Öncelikleri Serisi - Koç, Aslan, Yay

 

Ateş elementine mensup burçlar şunlardır; Aslan(Güneş), Koç(Mars), Yay(Jüpiter). Güçlü ateş vurgusu taşıyan bu burçların mensupları için çok önemli bir konu vardır; Evlerinin  içinin, yaşam alanlarının her daim ışık(ateş) dolu ve aydınlık olması. Yani vedik astrolojiye göre Koç, Aslan, Yay burçları evlerinin aydınlatmasına(ışık-ateş) her daim özen gösterirler, gösterişli avizeler(ışık-ateş) seçerler, gece karanlıkta oturmaktan hoşlanmazlar. Evlerini döşerken parlak, aydınlık tonda renkleri seçerler, özellikle perdelerini gün içinde evlerinin içinin bol ışık(ateş) almasını sağlayacak şekilde seçerler. Vedik astrolojide ışık aynı zamanda ‘bilginin’ sembolüdür, bu da demek oluyor ki vedik astrolojye göre Koç, Aslan, Yay burçları öğrenmeyi seven(ışık), ‘entelektüel’(ışık) ve ‘aydın’(ışık) insanlardır.

© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan


Not: Verdiğim bu bilgiler kimler için geçerli? Vedik astrolojiye göre Koç, Aslan, Yayburçları – Yükselen Koç, Aslan, Yayolanlar – Ay burcu Koç, Aslan ya da Yay olanlar – Vedik doğum haritalarında en az 3 gezegeni ateş burçlarında olanlar

11 Eylül 2026 Cuma

Finansal Göstergeler

 

Bir kişinin vedik doğum haritasında kişinin finansal durumu konusunda 4 gezegen önemli rol oynar, Jüpiter, Merkür, Güneş ve Ay. Vedik astrolojide dhana karaka yani ‘zenginlik temsilcisi’ gezegen Jüpiter’dir. Bir kişinin vedik doğum haritasında Jüpiter’in durumu kişinin‘serveti’ konusunda bilgi verir, çünkü Jüpiter kişinin doğum haritasında ‘birikmiş parasından’(toplam servet) sorumludur. Bir kişinin vedik doğum haritasında Merkür ise kişinin ‘nakit para’ akışından sorumlu gezegendir, yani kişinin kariyerinden kişinin hayatına olan nakit para akışını Merkür gezegeni temsil eder. Kişinin vedik doğum haritasında Jüpiter(birikmiş para), Merkür(nakit para) kişinin hayattaki maddi refahının genel temsilcileridir. Güneş ise bir kişinin vedik doğum haritasında hayat yolunda ulaşabileceği finansal kaynaklarından(Güneş) sorumlu iken Ay ise bütün bu maddi kaynakları kullanarak kişinin hayatını nasıl idame ettiğini gösteren gezegendir, yani Ay tüm bu kaynakların nasıl harcandığını gösterir. Yani özetlersem, bir kişinin vedik doğum haritasında Güneş’in durumu hayatta ulaşabileceği finansal kaynaklarıdır(Güneş), Merkür(nakit para) kişinin hayatına olan düzenli para akışıdır, Jüpiter(Birikmiş para-servet) kişinin bu parayı nasıl biriktirdiğidir, Ay(geçim gezegeni) ise hayatını nasıl idame ettirdiğidir, yani Ay kişinin para akışını(Merkür-Jüpiter) nasıl kullandığını gösterir. Bir kişinin vedik doğum haritasıda bu 4 gezegenin incelenmesi kişinin ‘finansal refahı’ konusunda ciddi bilgi verir. Bir vedik doğum haritasında sadece Jüpiter’in durumu bile finansal refah için çok önemlidir, çünkü Jüpiter bir vedik doğum haritasında kişinin çalışmasının-emeklerinin karşılığıdır(Jüpiter), yani çalışmasının ‘meyveleridir’(Jüpiter). Kişinin vedik doğum haritasında Jüpiter’in iyi durumda olması kişinin emeklerinin karşılığını kolayca aldığını ve bu alanda ‘bolluk’ ve ‘bereket’ yaşadığını gösterir.

© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan


30 Ağustos 2026 Pazar

Vedik Astrolojide Yengeç Burcu ve Ay

 

Gezegenlerin yörüngedeki hızları en hızlıdan en yavaşa vedik astrolojide şöyledir; Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter, Satürn (sonra dışsal gezegenler Uranüs-Neptün-Pluton). Yani gezegenlerin en hızlısı Ay’dır, 2,5 günde bir burç değiştirir. Vedik astrolojide Ay, Yengeç burcundan sorumludur. Tıpkı Ay’ın hızlı hareketleri gibi, vedik astrolojiye göre Yengeç burcuna mensup insanlar da aceleci, değişken, sürekli meşguliyetletleri olan, yoğun olmayı seven insanlardır. Tıpkı Ay’ın bir burçtan diğer burca 2,5 günde bir seyahat etmesi gibi Yengeç burcuna mensup insanlar da seyahat etmeyi, yeni yerler keşfetmeyi çok severler. Ay’ın diğer gezegenlere göre hızının çok fazla olması vedik astrolojiye göre Yengeç insanlarının yenilikleri ilk başlatan olma konusunda özel bir yere sahip olmalarına neden olur, bu burcun mensupları girişimci ruhludurlar. Ay’ın bariz hızı Yengeç insanının hızlı karar alma yeteneğinin olması demektir ve isteklerini hızlıca hayata geçirirler. Vedik astrolojiye göre Yengeç burcuna mensup insanların öğrenmeleri gereken temalar ise yavaş bir gezegen olan Satürn’ün temalarıdır – sabır, ihtiyat, risk almaktan kaçınmak, hızını dengelemek.

© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan


Not: Verdiğim bu bilgiler kimler için geçerli? Vedik astrolojiye göre Yengeç burçları - Yükselen Yengeç olanlar - Ay burcu Yengeç olanlar - Vedik doğum haritalarında en az 3 gezegeni Yengeç burcunda olanlar

24 Ağustos 2026 Pazartesi

Sporcuların Gezegeni Mars

 


Spor yapmak ve spor aktivitelerinin tümü vedik astrolojide Mars’ın temsilciliğindedir. Vedik astrolojide ateş elementine mensup 3 gezegen vardır; Güneş, Mars ve Ketu. Bu 3 gezegenin her biri vedik doğum haritasında insanın ‘yaşam enerjisinin’ çeşitli safhalarından sorumludur. Bunlardan Mars insanın vücudundaki enerjiyi nasıl yönettiğini simgeleyen gezegendir. Mars insanları çok güçlü bir enerjiye sahiptirler ve bu enerjiyi iyi yönetmek için doğal olarak spor yapmaya ve spor aktivitelerine yönelirler. Mars insanları kimlerdir? Vedik astrolojiye göre Mars, Koç ve Akrep burçlarından sorumludur, aynı zamanda Mars’ın yücelim burcu olan Oğlak burcu güçlü bir Mars enerjisine sahiptir. Yani vedik astolojiye göre Koç, Akrep ve Oğlak burçları spor yapmayı çok seven, spor aktivitelerine ilgi duyan ve çok yüksek ‘yaşam enerjisine’(Mars) sahip insanlardır.

© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

Not: Verdiğim bu bilgiler kimler için geçerli? Vedik astrolojiye göre Koç, Akrep, Oğlak burçları – Yükselen Koç, Akrep, Oğlak olanlar – Ay burcu Koç, Akrep ya da Oğlak olanlar – Vedik doğum haritalarında en az 3 gezegeni Koç, Akrep ya da Oğlak burcunda konumlanmış olanlar

Vedik Astrolojide İyicil Gezegenler


İyicil gezegenler(Jüpiter-Venüs-Merkür-Ay) her zaman kişiye bulundukları burç ve ev alanında yetenekler verir. Çünkü iyicil gezegenin olduğu yerde ‘öğrenme’ ve ‘kolaylık’ vardır.. Şimdi iyicil gezgenlerden Venüs gezegenine bakalım.. Bir kişinin vedik doğum haritasında Venüs kendi yönettiği burçlar olan Boğa ya da Terazi burcunda konumlanmışsa kişi moda(Boğa-Terazi), tasarım(Boğa-Terazi), dizayn(Boğa-Terazi) konularında yetenekli olacaktır.. Bir kişinin Vedik doğum haritasında Venüs Koç burcundaysa kişi Koç temalarında ‘yetenekli’ olacaktır.. Başlıca Koç teması nedir? Spor yapmak, spor aktiviteleri. Demek ki kişi sporun çeşitli alanlarında yetenekli olacaktır.. Bir kişinin vedik doğum haritasında Venüs, Yay burcundaysa bu ne demek? Kişi öğretme(Yay) konusunda çok yetenekli olacaktır, kişi çok iyi(Venüs) bir öğretmendir(Yay). Yani bu ne demek? Kişi vedik doğum haritasındaki Venüs’ünün bulunduğu ev ve burç konularında yetenekli olacaktır, o konular üzerine çalışarak kendini geliştirebilir ve bu konular onun hayatta ilerlemesine yardımcı olur.

© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

23 Ağustos 2026 Pazar

Şansını Nasıl Aktive Edebilirsin?



Herkesin ‘şanslı’ olduğu hayat alanları vardır, bir vedik doğum haritasında kişinin ‘şansı’ Jüpiter gezegeni tarafından temsil edilir. Bir kişinin vedik doğum haritasında Jüpiter hangi evde ve burçta konumlanmışsa, kişi o hayat alanında ‘şanslı’ olacaktır, kişi Jüpiterinin konumlandığı burcun konularını daha kolay öğrenecek, o konular kişinin şansına dönüşecektir.. Örnek vereyim.. Bir kişinin vedik doğum haritasında Jüpiter(şans), İkizler burcunda olsun bu ne demek? İkizler ‘iletişimin’ burcudur, demek ki kişinin şansını(Jüpiter) ‘aktive’ etmesi için ‘iletişim’(İkizler) kurması gerekiyor, kişinin ‘konuşmaları’(İkizler) kişiye şans(Jüpiter) getiriyor.. Kişinin konuşma üslubu(İkizler), konuşma tarzı(İkizler) kişinin şansı(Jüpiter) oluyor ve hayatta ilerlemesini(Jüpiter) sağlıyor.. Bir kişinin vedik doğum haritasında Jüpiter hangi burçta konumlanmışsa kişinin şansını aktive etmesi için o burcun aktivitelerini tatbik etmesi yeterlidir.. Örneğin vedik astrolojiye göre Yay ve Balık burcu Jüpiter tarafından yönetilen burçlardır ve bu iki burç 'öğrenmeyi' , 'kişisel gelişimi', 'eğitim almayı' simgelerler. Bir vedik doğum haritasında Jüpiter kendi burçları olan Yay ya da Balık burcunda konumlanmışsa, kişi öğrenerek(Yay-Balık), eğitim alarak(Yay-Balık) hayattaki şansını(Jüpiter) aktive eder ve hayatta ilerler(Jüpiter). Yani kişi şansını 'aktive etmek' için vedik doğum haritasında Jüpiter'in konumlandığı burca bakmalı ve o aktiviteleri tatbik etmelidir. Bunu yaptığında hayatına şansın(Jüpiter) çok daha kolay aktığını ve ilerleme kaydettiğini(Jüpiter) görecektir..

© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

20 Ağustos 2026 Perşembe

Her Burcun Seyahat Tercihi

 

Deniz yoluyla seyahat etmeyi temsil eden burçlar vedik astrolojide ‘su burçları’ olan Yengeç, Akrep ve Balık burçlarıdır. Bu burçların mensupları denizde vakit geçirmeyi, yüzmeyi, deniz yoluyla seyahat etmeyi çok severler. Vedik astrolojide hava yolları ile seyahati etmeyi temsil eden gezegen Ketu gezegenidir, özellikle vedik astrolojiye göre ‘hava elementine’ mensup olan 3 burç İkizler, Terazi ve Kova burcuna mensup insanlar gökyüzünü, uçak seyahatlerini çok severler. Vedik astrolojiye göre ‘toprak burçları’ olan Boğa, Başak ve Oğlak burcu insanları ise daha çok kara seyahatlerini(toprak) severler. Vedik astrolojiye göre ateş burçları olan Koç, Aslan, Yay burçlarının ise seyahatte öncelikleri ise genellikle hava yolları(hava) veya kara yollarıdır(toprak). Deniz yoluyla(su) seyahatler ise ateş burcuna(Koç-Aslan-Yay) mensup kişiler için çok popüler değildir.

Erdem


Not: Verdiğim bu bilgileri vedik astrolojiye göre Burcunuz, Yükselen burcunuz, Ay burcunuz ve vedik doğum haritanızda gezegenlerin özellikle hangi burçlarda yoğunlaştığına göre değerlendirebilirsiniz. Örneğin vedik doğum haritanızda hava burçlarında(İkizler-Terazi-Kova) en az 3 gezegen konumlanmışsa, hava yollarıyla seyahat etmeyi sevmeniz çok daha muhtemel olur.

11 Ağustos 2026 Salı

Yabancı Dil Öğrenme Yeteneği


Bir kişinin vedik doğum haritasında Merkür kişinin ‘iletişim yeteneklerinden’ sorumludur, dolayısıyla Merkür bir kişinin vedik doğum haritasında ‘yabancı dil öğrenme’ (İngilizce-İspanyolca vb.) yeteneğinden de sorumludur. Eğer bir kişinin vedik doğum haritasında Merkür güçlüyse kişi kolay bir şekilde 'yabancı dil'(Merkür) öğrenecektir. Merkür vedik astrolojide hangi burçların yöneticisidir? İkizler ve Başak. Bu da demek oluyor ki vedik astrolojiye göre İkizler ve Başak burcu insanlarının iletişim yetenekleri(Merkür) çok kuvvetlidir ayrıca İkizler ve Başak insanları kolay bir şekilde yabancı dil(Merkür) öğrenirler.


Not: Verdiğim bu bilgiler kimler için geçerli? Yükselen İkizler, Başak olanlar - Ay burcu İkizler, Başak olanlar - Vedik doğum haritalarında en az 3 gezegeni İkizler ve Başak burcunda olanlar

©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

5 Ağustos 2026 Çarşamba

Boğa ve Yengeç Burçları

 

Bir vedik doğum haritasında kişinin yediği yiyeceklerden sorumlu gezegen Ay’dır. Ay vedik astrolojide Yengeç burcundan sorumludur ve Ay aynı zamanda Boğa burcunda yücelim halindedir. Bu da demek oluyor ki Boğa ve Yengeç burçları çok lezzetli yemek(Ay) yaparlar, beslenme düzenlerine(Ay) çok dikkat ederler, aynı zamanda yedikleri yiyeceklerin(Ay) her zaman kaliteli olmasına dikkat ederler. Boğa ve Yengeç burçlarının beslenme düzenleri, hayat mutluluklarıyla doğru orantılıdır, çünkü lezzetli yiyecekler yemek onları mutlu eder. Boğa ve Yengeç burçları çok güçlü Ay karakteristiğine sahip oldukları için, gökyüzündeki transit Ay ne zaman Boğa ya da Yengeç burçlarına geçse o günlerde yapılan yemekler diğer günlere oranla çok daha lezzetli olurlar.

Erdem


Not: Verdiğim bu bilgiler kimler için geçerli? Vedik astrolojiye göre Boğa ve Yengeç burçları – Yükselen Boğa ya da Yengeç olanlar – Ay burcu Boğa ya da Yengeç olanlar – Vedik doğum haritalarında en az 3 gezegeni Boğa ya da Yengeç burcunda olanlar

Seyahat Etmek ve Hava Burçları
Vedik astrolojiye göre İkizler, Terazi, Kova burçları ‘hava’ elementine mensupturlar.. İkizler, Terazi, Kova insanları seyahat etmeyi çok severler, tıpkı rüzgarın(hava) aynı yerde sabit duramaması gibi hava elementine mensup insanlar da sık sık seyahat etmek isterler.. Bu nedenle de vedik astrolojide bu 3 burç ‘yerleşim’ yerlerini ve insanların birbiriyle 'etkileşimlerini' temsil ederler. İkizler burcu ‘şehirleri’ temsil eder. Terazi burcu uzak yerlerle, uzak ülkelerle olan ‘ticareti’ temsil eder. Kova burcu ise vedik astrolojiye göre ‘yurtdışını’ temsil eden burçtur.. Bir kişinin vedik doğum haritasında hava burçlarında (İkizler - Terazi - Kova) ne kadar fazla gezegeni varsa kişi o kadar fazla seyahat etmeye düşkün olacaktır.. Erdem Not: Bu verdiğim bilgiler kimler için geçerli? Vedik astrolojiye göre İkizler, Terazi, Kova burçları – Yükselen İkizler, Terazi, Kova olanlar – Ay burcu İkizler, Terazi ya da Kova olanlar – Vedik doğum haritalarında en az 3 gezegeni hava burçlarında olan

25 Mayıs 2026 Pazartesi

Şans Kavramının Arkasındaki Sır

 

Jüpiter vedik astrolojide ‘şansı’ temsil eden gezegendir ama bu ‘şans’ kavramı içinde derin bir ‘sır’ taşıyor.. Açıklayayım.. Jüpiter vedik astrolojide aynı zamanda ‘iyimserlik’, ‘iyiye yorma’, ‘korkuya kapılmama’, ‘umudunu kaybetmeme’ konularını temsil eden gezegendir.. Yani binlerce yıl önceki vedik zamanlarda Jüpiter’e atfedilen ‘şans’ kavramı aslında şuydu; ‘İyimser olmak’ , ‘kötüye yormamak’, ‘korkuya kapılmamak’, ‘umudunu kaybetmemek’ işte bu ‘şansın’ ta kendisidir. Yani binlerce yıl önceki vedik astrologlar diyordu ki ‘’Kişi iyimserse, korkuya kapılmıyorsa, umudunu kaybetmiyorsa bu kişi şanslıdır!’’.. İşte Jüpiter’e vedik astrolojide ‘şans’ kavramının atfedilmesinin arkasındaki sır budur.. Jüpiter’in bir vedik doğum haritasındaki en ‘iyicil’ gezegen olması da bundan gelir, Jüpiter’e atfedilen bütün diğer güzel özellikler bu özelliğin yanında ‘ikincil’ önemdedirler.. Bir kişinin vedik doğum haritasında Jüpiter güçlüyse kişi kötüye yormaz, korkuya kapılmaz, kesinlikle umudunu kaybetmez ve iyimserdir! Ve işte ‘gerçek şans’ budur!.. Çünkü ‘düşüncelerimiz’ realiteyi oluştururlar, sürekli karamsar düşüncelerimiz dış dünyayı kasvetli, endişe dolu, huzursuz hale getirirken, iyimser düşüncelerimiz dış dünyayı mutlu, umut dolu, eğlenceli ve huzurlu hale getirirler.. Bu gerçek şanstır(Jüpiter) ve bu ‘mutlu bir hayattır!’ Bu nedenle Rumi şöyle diyordu; ‘’İyi şeylerden başka bir şey düşünme! Çünkü düşünce, suret dokumasının ipliğidir. Güzelleşen ve iyi olan düşünceden doğan her suret, güzeldir. Bir adam belada safa görürse, bela tatlılaşır. Hasta, iyileştiğini görünce ilaç, kendine hoş gelir. Kötüye yormak ve kuruntu yapmak insanı derdi yokken bile hasta eder. Onun için olaylara iyi bak. Sen kötü düşünceyi zehirli tırnak gibi bil. Bu tırnak derinleştikçe can yüzünü tırmalar.’’.Yani iyimserlik, korkuya kapılmamak ve her daim umudunu korumak ‘mutlu’ bir hayattır ve bu ‘şanstır’(Jüpiter).. Bu nedenle Rumi şöyle dedi; ‘’Gül düşünür, gülistan olursun. Diken düşünür, dikenlik olursun..’’


© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

28 Mayıs 2025 Çarşamba

Yıkılmayan Kale


‘Umut’, insanı yıkılmayan bir ‘kale’ yapar.. Yüce Allah şöyle dedi; Hicr 56 ‘’De ki: Sapmışlar dışında Allah’ın rahmetinden kim umut keser?’’.. Demek ki içteki ‘umudumuzun’ miktarı ‘doğru yolda’ olmamızla doğru orantılı.. Zira güçlü bir inanç kişinin umutsuz olmasına izin vermez, bu nedenle Rumi şöyle diyor; ‘’Kurtuluş ümidi içteki imandan gelir. İman zayıflığından da ümitsizliğe, iç sıkıntısına uğrarsın..’’ Yüce Allah Kur’an’da, O’nun rahmetinden asla ‘umudu kesmememizi’ söyledi(Zümer 53-Hicr 56-Yusuf 87). Çünkü ‘umut’ kavramı insana mucizeler yaşatır.. Bu konuda 1950 lerde Harvard üniversitesinde Dr. Curt Richter tarafından yapılmış bir deney var. Deney şu: Dr. Richter farelerin suda boğulmadan ne kadar dayanabileceklerini denemek için fareleri suya bırakıyor. Fareler yaklaşık 15 dakika boğulmamak için savaşıyorlar ama 15. dakikadan sonra boğuluyor hepsi. Bu deneyler böyle sürüp gidiyor. Bir süre sonra şöyle yapmaya karar veriyor, fareleri suya bıraktıktan sonra 15. dakikalara erişirken fareler boğulmadan onları sudan çıkartıyor ve farelerin birkaç dakika nefeslenmesine izin veriyor ve sonra tekrar suya bırakıyor.. Kurtulacaklarına dair umuda kapılan fareler, bu sefer boğulmuyor, saatler geçiyor, 15 dakika bile dayanamayan fareler tam olarak 60 saat yani neredeyse 2,5 gün dayanıyorlar suyun içinde. Başta 15 dakika bile dayanamayan fareler, kurtulacaklarına, tekrar suyun içinden çıkarılacaklarına dair bir ‘umut besledikleri’ için dayanma güçleri tam 240 kat(60 saat/15 dakika) artıyor.. İşte ‘küçücük bir umut’ bir canlının içindeki dayanma gücünü 240 kat arttırıyor.. Bu deney bana göre, bir canlının hayatını hiçe saydığı için oldukça zalimce ve yapılmamalıydı ama katıksız bir gerçeği göstermesi açısından da insanlara ibret olacak bir şey.. Peki ne oldu da fareler 15 dakika yerine 60 saat dayanabildiler? Birkaç dakika için sudan çıkarıldıklarında zihinlerinde onları sürekli aşağıya çeken ‘umutsuzluk’ hali, ‘kurtuluş ümidine’, ‘iyi düşünceye’ dönüştü olan bu.. Yani umudun varsa 240 kat daha güçlüsün.. Rumi bitirsin; ‘’Umut, hiç bitmeyen bahar mevsimidir. İçine kar da yağar, fırtına da kopar ama çiçekler hep açar..’’

©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan




5 Mayıs 2025 Pazartesi

Gönülün Yolları

 

Bilge Shri Ravi Shankar diyor ki; ‘’İnsanlar arasında 3 çeşit iletişim şekli vardır.. Kafadan-kafaya(sesle), kalpten kalbe(birlikte şarkı söylerek), ruhtan ruha(sessizlikten sessizliğe).. Egonu, benliğini sağlam tutmak için en güvenli iletişim şekli kafadan-kafayadır, yani sesli iletişimdir, bu şekilde benliğine, kibrine sağlam bir şekilde tutunursun.. İnsanlar birlikte şarkı söylediklerinde ise iletişim ‘kalp seviyesine’ iner, egodan, kibirden kurtulurlar, bu nedenle birlikte şarkı söyleyebilmek kişilerin ilişkilerinde, iletişimlerinde çok fayda sağlar, çünkü ‘kalp seviyesinde’ iletişim kurabilirler.. Üçüncü iletişim şekli olan ‘ruhtan ruha’ ise ‘sessizlik’ yoluyla gerçekleşir, bu iletişim tarzına örnek olarak bir kişinin spiritüel öğretmeni(Guru) ile bir arada bulunduğunda, sessizlikte aklında olan bütün soruların yok olması verilebilir..’’ Yani insanlar 3 şekilde birbirleriyle iletişim kurarlar ego-benlik(kafadan-kafaya ses ile) ile, kalp ile(birlikte şarkı söyleyerek), ruh ile(sessizlikte).. İnsanlar her zaman iletişim halindedirler, bu iletişim çoğu zaman yanyana olmayı gerektirmez.. Rumi’nin dediği gibi ‘’Gönülden gönüle pencere vardır’’, işte bu Shri Ravi Shankar’ın söylediği iletişim şekillerinin en üstün olanı, ‘ruhtan ruha’ olan iletişimdir.. Maalesef ki ‘ruhtan ruha’ olan iletişimi insanların çoğu farketmezler, hissetmezler. Çünkü taşıdıkları negatif duygular nedeniyle(hırs, kıskançlık, öfke, intikam, kin, tüm negatif duygular) gönül aynalarının üzerini ‘pas’ kaplamıştır.. Bu nedenle de diğer ‘gönüllerden’, kendi ‘gönül aynalarına’ düşen mesajları farketmemektedirler.. Rumi bu konuda şöyle diyor; ‘’Kalp aynası tozdan kirden arınmış ve tertemiz olursa, su ve toprağın dışında nakışlar görürsün.. Gönül penceresi geniş ve camları da tertemizse, hiçbir vasıta olmadan Allah’ın nuru kalbe ulaşır.’’.. Yani tertemiz bir ‘gönül aynasına’ sahip olmak hem ilahi sistemle, hem de tüm yaratılmış gönüllerle ‘iletişim hâlinde’ olmak demek.. Kalbini tüm ‘negatif duygulardan’ temizle, ‘gönül aynan’ ancak bu şekilde parlar! Ve Rumi’nin şu sözünü unutma; ‘’Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir..’’

.

.

©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

31 Mart 2025 Pazartesi

Herkesin Bir 'Sahibi' Var!


Tek bir insana bile ‘kötülük’ yaparken ‘düşünmek’ lazım, çünkü ‘her insanın’ Yüce Allah tarafından atanmış ‘koruyucuları’(izleyenleri) vardır.. Rad 11 ‘’O'nun (insanın) önünden ve arkasından izleyenleri (takipçileri) vardır, onu Allah'ın emriyle gözetip-koruyorlar..’’ Yani yaratılmış olan her şeyin bir ‘Sahibi’(Rahman) var, ona göre ‘davranmak’ lazım.. Şimdi bu konuda ünlü bir hikayeye bakalım; ‘’Vakti zamanında bir derviş berbere gidip, "Vur usturayı berber efendi!" der ve berberden saçlarını kazımasını ister. Berber, dervişin isteği üzerine onun saçlarını kazımaya başlar ve bir tarafı bitirip tam diğer tarafa usturayı vuracakken, mahallenin kabadayısı kapıdan içeri girer. Kabadayı doğruca dervişin yanına gidip, kafasının kazınmış tarafına sert bir tokat atar; ‘’Kalk bakalım kabak! Kalk da tıraşımızı olalım!’’ diye bağırır. İnsanlardan gelen her şeyin Hakk’tan geldiğine inanan derviş, sabreder. Fakat kabadayının tıraş esnasında da dili durmaz, sürekli olarak derviş ile alay eder. Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkandan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, kontrolden çıkan bir at arabası yokuştan aşağı hızla gelerek kabadayıyı altına alır ve onu metrelerce sürükler. Arabanın oku göğsüne saplanan kabadayı oracıkta feci şekilde can verir. Gürültüyü duyup hızla dışarı fırlayan berber, gördüğü manzara karşısında afallayarak dönüp dervişe bakar ve sorar: ‘’Biraz fazla olmadı mı derviş efendi?’’ Derviş düşünceli bir şekilde cevap verir: ‘’Vallahi gücenmedim ona, hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki, kabağın da bir sahibi var; O gücenmiş olmalı!’’.. İşte böyle.. Her yaratılmışın bir ‘Sahibi’ olduğunu düşünerek davranmak lazım.. Rumi bitirsin; ‘’Olgun kişilerin kıblesi sabırdır, tahammüldür. Hiddete kapılıp, hiç kimseyi çiğneme ki, seni de kimse çiğnemesin!’’

.

.

©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

7 Şubat 2025 Cuma

Hayalin Bakırı Altın Yapan Bir Kimya!

Öfke sana ‘içerden’ geliyor.. Üzüntü sana ‘içerden’ geliyor.. Endişe sana ‘içerden’ geliyor.. Korku sana ‘içerden’ geliyor.. Zihnine bütün sıkıntı veren düşünceler ‘içeriden’ geliyor.. Yani ‘dert’ sana ‘içerden’ geliyor.. Dıştaki olaylara olan ‘bakış açın’ ruh halini belirliyor.. Oysa ki dışarıdaki olaylara yaklaştığın ‘duyguyu’ sen belirliyorsun, olayın kendisinin sana bir duygu dikte etmeye ‘imkanı’ yok.. Bir kişinin başına bir kötü bir olay geldi diyelim kişinin düşmanları bu olaya sevinir, kişinin sevdikleri ise bu olaya üzülür.. Ama olay aynı olay, peki neden bu olayın insanlarda yarattığı duygular farklı farklı? Çünkü bu farklı duyguları tetikleyen şey, kişilerin olaylara olan ‘kendi bakış açıları’.. Kişi olayı ‘nasıl görmek’ istiyorsa olaya ‘öyle’ bakıyor.. Yani kendini acıya, sıkıntıya, üzüntüye, korkuya, bütün ‘negatif’ duygulara ‘layık gören’ sensin.. Bu duyguların içinde ‘filizlenmesinede’ izin veren sensin.. Dıştaki olaylar ‘nötr’, bu demek oluyor ki olaylara hangi ‘duygu’ ile yaklaşmayı seçtiysen, aynı zamanda o ‘duyguyu’ kendin için ‘seçmiş’ oluyorsun. Bu nedenle Rumi şöyle diyordu; ‘’İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.’’ .. Bilgelerin öğütlerini dinle ve dıştaki olaylara yaklaştığın ‘duyguyu’ akıllıca seç! 


İyi şeylerden başka bir şey düşünme! Çünkü düşünce, suret dokumasının ipliğidir. Güzelleşen ve iyi olan düşünceden doğan her suret, güzeldir. Bir adam belada safa görürse, bela tatlılaşır. Hasta, iyileştiğini görünce ilaç, kendine hoş gelir. Kötüye yormak ve kuruntu yapmak insanı derdi yokken bile hasta eder. Onun için olaylara iyi bak. Sen kötü düşünceyi zehirli tırnak gibi bil. Bu tırnak derinleştikçe can yüzünü tırmalar. 

Celaleddin-i Rumi


Ağladı adamın biri gece boyunca hasta başında. Gün ağarınca öldü ağlayan adam; kendine geldi hasta.

Sadi Şirazi


İnsanları tedirgin eden, olan biten değil, olan bitenle ilgili inandıklarıdır. 

Epiktetos  


Kuruntu derdin yarısı, sükunet devanın yarısı, sabır ise şifanın yarısıdır.

İbn-i Sina 

.

.

Ademoğlu, hayalle gelişir. Hayalleri güzelse onunla rahat bir hale gelir.. Yok... Eğer gözüne kötü hayaller görünürse ateşten eriyen mum gibi erir gider. Yılanların, akreplerin içinde bile olsan Tanrı, seni güzel hayallerle avutursa, yılanlar, akrepler sana munis olur. Çünkü , hayalin, kötü şeyleri altın yapan bir kimyadır. Sabır, güzel hayallerle tatlılaşır. Çünkü her şeyden evvel içinde bulunduğun sıkıntıdan kurtulma hayaline düşersin. O kurtuluş ümidi, içteki imandan gelir. İman zayıflığından da ümitsizliğe, iç sıkıntısına uğrarsın.

Celaleddin-i Rumi

.

.

©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan


3 Ekim 2024 Perşembe

Büyük Sır

 

Yunus Emre dedi ki ‘’Yaratılmışı hoş gördük,Yaratandan ötürü..’’ Rumi dedi ki ‘’Anlamak bilmek, bilmek affetmektir’’.. Buddha dedi ki ‘’Affettiğinde iyileşirsin. Kötü duyguların gitmesine izin verdiğinde büyürsün’’.. Dünya’nın en batısından en doğusuna çağlar boyunca hakikat sırrına ermiş tüm alimler ‘affetmeyi’ öğütlediler.. Çünkü ‘affetmenin’ içinde ‘çok büyük bir sırrı’ taşıdığını biliyorlardı, ‘kefaret’..(Konuyla ilgili detaylı bilgi için bkz. Emrah Eryılmaz-Hakikat Planı sayfa 120- #reklam değil tavsiye, severek okuduğum bir kitap). Yüce Allah diyor ki Hud 114 ‘’Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir..’’. Bu iyiliklerin kötülükleri gidermesi yasası çok büyük bir yasadır.. Yaptığımız ‘iyi’ ameller bizde bulunan mevcut günahların ve topladığımız kötü karmanın yok olmasına neden olurlar.. Bu iyi davranışların en büyüklerinden biri ‘affetmektir’ ki Kur’an’da Yüce Allah ‘affetmenin’ bir ‘kefaret’ sistemi olduğunu söylüyor bize.. Ve konunun affetmek, bağışlamak üzerine olduğu bir ayette Yüce Rahman şöyle diyor; Maide 45 ‘’Kim onu bağışlar da ‘kısas hakkından vazgeçerse’ artık o kendi ‘günahları’ için kefaret olur..’’ Yüce Rahman kişinin maruz kaldığı ‘negatif’ bir olayı/durumu ‘affetmesinin’, kendi ‘günahları’ için bir ‘kefaret’ oluşturduğunu söylüyor.. Yüce Allah, ‘affetmenin’ kişide bulunan ‘mevcut’ günahların ‘affedilmesini’ sağladığı konusunu şu ayette pekiştiriyor; Nur 22 ‘’Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz?’’.. Yüce Allah açıkça bu ayette insanın yaşadığı negatif davranışları/durumları ‘affetmesinin’ onun günahlarının ‘affedilmesi’ için bir yol olduğunu söylüyor.. Yani kişinin ‘affetmesi’ kendi günahları için bir bağışlanmadır, ‘kefarettir’(maide 45).. Yani prensip basit ‘affedilebilmek’ için ‘affetmek’ gerekiyor, bu hakikat sırrına ermiş alimlerin çağlar boyunca bildiği bir sırdı.. Bu nedenle Yüce Allah bize birçok ayette affetmeyi öğütlüyor ki bu ‘kendi iyiliğimiz’ için.. A’raf 199 ‘’Sen affetmeyi esas al, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir..’’

©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan    



10 Eylül 2024 Salı

Kirlenmek Güzel Değildir!

 

Satürn vedik doğum haritasında finansal zorlukların, depresyonun, hastalığın temsilcisidir.. Satürn’ün dıştaki fiziksel temsilcisi ise ‘kirdir’.. Bir yer(ev-iş) ‘kirlenmeye’(Satürn) başladı mı, bu orayı Satürn konularının(finansal zorluklar, hastalık, depresyon) yavaş yavaş işgal etmesi demektir.. Kişinin bulunduğu ortam ‘kirliyse’ kişinin hayatında Satürn temaları(finansal zorluklar-hastalık-depresyon) aktive olmaya başlar.. Bu nedenle her ne şartta olursa olsun ‘temiz’ olmak gerekiyor.. Temizliğin temsilcisi ise ‘Venüs’tür.. Venüs kişisel hijyen ve yaşam alanının hijyenidir.. Venüs’ün temsil ettiği diğer konular ise eğlence, hayatın zevkleri, konforlu yaşam, dünya nimetlerinden faydalanmaktır.. Yani kişi ‘temiz’(Venüs) olunca kişinin hayatından aldığı zevk artar, nimetleri çoğalır, hayatı daha konforlu hale gelir. ‘Kir’(Satürn) görünce hemen bundan arınmak(Venüs), temizlenmek(Venüs) gerekiyor, çünkü ‘kiri’(Satürn) devam ettirmek kişinin hayatında Satürn(finansal zorluklar-depresyon-hastalık) temalarını aktive ediyor.. Buraya kadar anlattığım ‘fiziksel temizlikti’.. Şimdi gelelim ‘asıl temizliğe’, yani ‘için temizlenmesine’.. Kalbinde Satürn(haset, hırs, intikam, kıskançlık, tüm negatif duygular) temalarını biriktiriyorsan kalbine körlük/hastalık(Satürn) geliyor demektir.. Kalbin bu kirler(Satürn-negatif duygular) nedeniyle ‘kör’ olur ve ‘saparsın’, zira Yüce Allah şöyle diyor; Hac 46 ‘’Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı, böylece onların kendisiyle akledebilecek kalpleri ve işitebilecek kulakları olsun? Doğrusu, baştaki gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler kör olur.’’.. Satürn(haset, öfke, hırs,tüm negatif duygular) kalbini ‘körleştirir’, çünkü ‘kir’(Satürn) kalp gözünü kapatır.. Yine çare Venüs.. Venüs vedik astrolojide ‘bhakti’dir yani Allah aşkı ve ‘arınmak’(zekat).. Yüce Allah’ın Kur’an’da tavsiye ettiği ‘zekat’ kelimesinin bir anlamı da ‘arınmaktır’(Venüs), hem maddi hem manevi kirlerden(Satürn).. Dıştaki kirlerden(Satürn) arınırsan(Venüs) fiziksel bedenine ve hayatına hastalık(Satürn) gelmez, içteki kirlerden(Satürn) arınırsan(Venüs) kalbine hastalık(Satürn-kalp körlüğü) gelmez, ‘doğru yolda’ kalırsın..

.

.

©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan  

20 Ağustos 2024 Salı

Akıp Giden Rüzgar


Vedik astrolojiye göre İkizler, Terazi, Kova burçları ‘hava’ elementine mensupturlar.. Bu insanlar seyahat etmeyi çok severler, tıpkı rüzgarın(hava) aynı yerde sabit duramaması gibi hava elementine mensup insanlar da sık sık seyahat etmek isterler.. Bu nedenle de vedik astrolojide bu 3 burç ‘yerleşim’ yerlerini ve insanların birbiriyle etkileşimlerini temsil ederler. İkizler burcu ‘şehirleri’ temsil eder. Terazi burcu uzak yerlerle, uzak ülkelerle olan ‘ticareti’ temsil eder. Kova burcu ise vedik astrolojiye göre ‘yurtdışını’ temsil eden burçtur.. Yani söz konusu hava olduğunda(İkizler, Terazi, Kova) genel temalar seyahat etmek, uzak yerlere gitmek, yabancı kültürlerle iletişim kurmaktır.. Vedik astrolojiye göre İkizler, Terazi, Kova insanları tıpkı akıp giden rüzgar(hava) gibi özgürlüklerine düşkün, seyahat etmeyi seven, yabancı kültürleri tanımayı seven insanlardır..

Erdem


Not: Bu verdiğim bilgiler kimler için geçerli? Vedik astrolojiye göre İkizler, Terazi, Kova burçları – Yükselen İkizler, Terazi, Kova olanlar – Ay burcu İkizler, Terazi ya da Kova olanlar – En az 3 gezegeni hava burçlarında yerleşmiş olanlar


.
.

©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan 

11 Ağustos 2024 Pazar

Yandaki 'Ağaç' Kuruyorsa Dikkat Et!

 


Dr. Neil Tyson diyor ki; ‘’Ormanda bir ağaç kesilip sadece kökü kaldığında, hemen ormandaki diğer ağaçlar bu tahrip olmuş ağaca kendi kökleriyle ulaşıp,ağacın hayatını kurtarmak için ona su, şeker ve onlarca besleyici madde gönderirler. Diğer ağaçlardan gelen bu yardım, ağacın kalan kısmını yüzyıllarca ayakta tutar ve kendini yenilemesini sağlar. Hatta ağaçlar bunu ormandaki tüm türlere yapar. Peki neden böyle davranıyorlar? Çünkü ormanın genel sağlığının kendi sağlıklarını da doğrudan etkileyeceğini çok iyi biliyorlar,bu nedenle ormanda ‘düşeni’ her zaman ayağa kaldırıyorlar.’’ Ağaçlardaki bu davranış, hayvanlarda da var, bir yer de ise çok daha az.. İnsanlar.. Yüce Rahman şöyle diyor; Lokman 28 ‘’Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz tek bir nefsinki gibidir.’’. Tüm insanlık=‘Tek Bir Nefs’.. Hepimiz biriz.. Maide 32 ‘’Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur’’. Yüce Rahman burada tek bir insanın ölmesini ‘tüm insanlığın’ ölümü sayıyor ki, bu da tüm insanların ‘Bir’ olduğunu gösteriyor.. Ne yazık ki insanlar bunun ‘ağaçlar’ kadar farkında değiller.. Biri düştü mü eğer ona yardım etmezse kendinin de ‘düşeceğinin’ farkında değil insan..Hatta günümüzde başkasının sıkıntıya düştüğünü görmekten zevk alanların sayısı azımsanamaz bir durumda.. Ama unuttukları bir şey var, ‘yan ağaç’ kurursa durum sırayla ormandaki tüm ağaçlara sirayet edecek.. Bu nedenle Rumi şöyle diyor ‘’İnsanoğlu birbirlerinin uzuvlarıdır. Çünkü hepsi aynı cevherden yaratılmışlardır. Eğer uzuvlardan biri hastalanırsa, diğer uzuvlarda huzur ve rahat kalmaz’’. Bu nedenle Yüce Allah sadakayı, zekatı, yardımlaşmayı öğütlüyor, sen bunları ‘kendi ormanın’ için yapıyorsun ki, diğer ‘ağaçlar’ kurursa sende kurursun..Yani Yüce Allah bunca yardımlaşmayı, sadakayı, zekatı, iyilik yapmayı öğütlerken aslında bunu ‘kendi iyiliğin’ için öğütlüyordu.. Çünkü; Casiye 15 ‘’Kim salih bir amelde bulunursa, kendi lehinedir, kim kötülük yaparsa, artık o da kendi aleyhinedir.’’.. Nazım Hikmet bitirsin; ‘’Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.. Bu hasret bizim..’’

© Kadim Astroloji Analisti-Erdem Çalışkan


24 Temmuz 2024 Çarşamba

Burçlar ve Doğada Kontrol Ettikleri

 

Doğanın her bir öğesi vedik astrolojiye göre bir gezegenin ve burcun kontrolündedir. Mesela vedik astrolojiye göre Kova burcunda büyük sarp karlı dağlar bulunur, bir kişinin vedik doğum haritasında Kova'nın yöneticileri olan Satürn ve Rahu güçlü bir şekilde yerleşmişse ya da kişinin vedik astrolojiye göre Yükseleni ya da Ay'ı Kova burcunda yerleşmişse, ya da bir kişinin vedik astrolojiye göre Kova burcunda en az 3 tane gezegeni varsa kişi kışı çok sever ve karlı dağları oralarla ilgili her türlü aktiviteyi sever. Vedik astrolojiye göre Balık burcunda denizler, okyanuslar bulunur aynı zamanda denizlerin yönetici gezegeni Ay'dır. Bu ne demek oluyor? Kişinin vedik doğum haritasında Ay güçlü bir yerleşimdeyse kişi denize, denizle ilgili her şeye bayılır, aynı zamanda kişinin vedik astrolojiye göre Yükseleni ya da Ay'ı Balık burcundaysa ya da en az 3 gezegeni Balık burcundaysa kişi için 'deniz' vazgeçilmez olacaktır, her daim yüzmeyi ve denizde vakit geçirmeyi sever. Vedik astrolojiye göre Yengeç'te ise ırmaklar bulunur, ırmakları çok sevenler vedik doğum haritasında güçlü Yengeç vurgusu barındıranlardır. Vedik astrolojiye göre Başak'ta tarlalar, bağlar, bahçeler bulunur, tarımla uğraşmayı sevenler, güzel bahçelerde vakit geçirmeyi sevenler de vedik astrolojiye göre güçlü Başak vurgusu vardır.. Vedik astrolojiye göre Akrep'te göller, kuyular, bataklıklar bulunur, Akrep'in yöneticileri olan Mars ve Ketu'da bunların yöneticisidir. Özellikle göllere ilgi duyan insanlar, göl yanında vakit geçirmeyi sevenler vedik doğum haritalarında güçlü Akrep vurgusu taşırlar.. Vedik astrolojiye göre Aslan'da geniş ormanlar ve orta büyüklükte dağlar bulunur.. Ormanları çok sevenler, ormanda vakit geçirmek isteyen insanların vedik doğum haritalarında güçlü Aslan etkisi mevcuttur aynı zamanda Aslan’ın yöneticisi Güneş, Koç burcunda yüceldiği için vedik astrolojiye göre güçlü Koç vurgusuna sahip insanlar da orman sevgisi güçlü olarak görülecektir.. Güneş’in yükseleninizde(1.ev) yerleşmesi dahi sizin bir ‘orman tutkunu’ olmanıza neden olur.. Yani neyi sevdiğiniz, nerede bulunmaktan hoşlandığınız dahi vedik doğum haritanızdan bağımsız değildir..

© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan 

7 Temmuz 2024 Pazar

Doğal Olan
Zen hikayesinde; ‘’Yaşlı bir bilgeye sormuşlar; ‘’Zehir nedir?’’ Bilge cevaplamış ‘’İhtiyacımızdan fazla olan her şey zehirdir! Bu, güç olabilir ya da tembellik; yiyecek, ego, hırs, kendini beğenmişlik, korku, öfke veya herhangi bir şey’’. ‘’Korku nedir?’’ diye sormuşlar, Bilge; ‘’Belirsizliği kabul etmemektir! Belirsizliği kabul edersek eğer macera haline gelir..’’ demiş. ‘’Kıskançlık nedir?’’ diye sormuşlar, Bilge cevaplamış ‘’Diğerlerinin iyiliğini kabul etmemektir! Eğer onların iyi durumlarını kabul edersek ilham haline gelir!’’. ‘’Öfke nedir?’’ demişler, Bilge cevaplamış ‘’Kontrolümüzün dışında olan şeyleri kabul etmemektir! Eğer onları kabul edersek esneklik ve hoşgörüye dönüşür.’’ ‘’Nefret nedir?’’ diye sormuşlar, Bilge cevaplamış ‘’İnsanları oldukları gibi kabul etmemektir! Eğer koşulsuzca kabul edersek, sevgiye dönüşür..’’.. Farkındaysanız negatif duygular ancak ‘sınırı aştığımızda’, doğal olanı ‘kabul etmediğimizde’, ‘direndiğimizde’ ortaya çıkıyor.. Hayat ise ırmakla ‘bir’ olmakla, doğal olana direnmemekle, O’na uyum sağlamaktan ibarettir.. ’Diğerlerinin iyiliğini kabul etmediğimizde’ bizde ‘kıskançlık’ ortaya çıkıyor, ‘kontrolümüz dışındaki şeylere’ direndiğimizde ise bizde ‘öfke’ ortaya çıkıyor.. Bunu hayatın her alanına uygulayabiliriz.. ‘Doğruluğa’ karşı direndiğimizde, bizde ‘yanlışlık’ ortaya çıkar, ‘ışığı’ kabul etmediğimizde bizde ‘karanlık’ ortaya çıkar, ‘temizliğe’ karşı direndiğimizde bizde ‘kirlilik’ ortaya çıkar.. Hayatta ‘doğal olan’ her neyi kabul etmez, doğal olan her neye karşı ‘direnirsen’ sen de ‘zararlı’, ‘negatif’ bir duygu ortaya çıkacaktır.. Hayat ırmakla(Hakk olanla) ‘uyumlanmaktan’ ibaret, ‘ırmağa’ karşı ‘yüzebilen’ var mı? Bu mümkün değil.. Yani ‘doğal olana’ karşı direnmek sadece ‘acı getirir’ ve seni yoldan saptırır(yozlaştırır).. Yine bir zen hikayesiyle bitirelim; ‘’Yaşlı bir adam kazayla bir ırmağa düşer ve yüksek bir şelaleye doğru gider, etraftakiler bunu görünce adamın hayatı için endişelenirler. Adam mucize eseri şelalenin altından sağ olarak çıkar. Herkes yanına koşarak, ona nasıl sağ kaldığını sorar. Yaşlı adam cevap verir: "Kendimi suya uydurdum; suyu kendime değil!".. . . © Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

15 Nisan 2024 Pazartesi

Yüzüncü Maymun
‘’İnsan düşünen bir hayvandır’’ der Aristo, bu tespit doğrudur, açıklayayım. Vedik astrolojide cansızlar krallığı (dağ-taş-bitkiler-hareketsizler ama ruha sahipler) Merkür’ün kontrolündedir. Canlılar krallığı(İnsanlar ve hayvanlar) Venüs’ün kontrolündedir. Venüs vedik doğum haritasında ‘sperm’den sorumludur bu nedenle sperm üretebilen canlılar yani insanlar ve hayvanlar aynı ‘krallıktadır’ ve ikisini de Venüs yönetir. Yani ‘’İnsan düşünebilen bir hayvandır’’ aklınızda tutun.. Ken Keyes Jr. adlı yazar kitabında bir deneyden bahseder; ‘Yüzüncü Maymun’ deneyi. Japonya’nın Koshima adasında yapılan ve 30 yıl süren bu deneyin sonucu çok sarsıcıdır. Deney basitçe şu şekilde; Koshima adasındaki binlerce maymuna yemeleri için patates veriliyor ama bu patates verilirken bilinçli olarak kumlara atılıyor.. Maymunlar patatesin kumlu olmasını beğenmeseler de, tadı güzel olduğu için yemeye devam ediyorlar. Bir gün maymunlardan biri elindeki patatesi gölde yıkayıp öyle yiyor, sonucu beğeniyor ve düzenli olarak böyle yapmaya başlıyor. Sonra bu maymunun annesi ve babası da ondan öğrenip, onlar da patatesi yıkayıp yemeye başlıyorlar. Bu böyle devam ederken diğer maymunlar patatesi kumlu olarak yemeye devam ediyorlar. Bu patatesi yıkayarak yeme durumu maymunlar arasında yavaş yavaş yayılıyor, 1952 yılında başlayan bu durum 1958’de yüzüncü maymunun da yıkama olayını öğrenmesiyle çok şaşırtıcı bir sonuç veriyor. Yüzüncü maymun da patatesi yıkayarak yemeyi öğrendiği anda adadaki binlerce maymun birden bilinç sıçraması yaşıyor ve ertesi gün binlerce maymun aynı yıkama hareketini otomatik olarak yapmaya başlıyorlar. Hatta enteresan olan diğer adalardaki maymunlar bile hiç deneyimleri olmadığı halde patatesi yıkayarak yemeye başlıyor.. Sarsıcı bir durum.. Bunu insanlara uyarlarsak, iyi bir şey oluşturmak istiyorsun diyelim? Ama milyonlarca insana etki edemeyeceğini düşünüyorsun değil mi? Yanlış.. Sadece 100 kişinin o hareketi yapmasını sağla ve tüm insanlık bu davranışı otomatik olarak yapmaya başlar.. Bu her zaman ‘kötüye’ kullanıldı.. Şeytan’ın aksine sen bunu ‘iyiye’ kullan.. İyiliği, güzel davranışları yay, Dünya’yı değiştirmek için 100 kişiyi değiştirmen yeterli.. . . © Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan Ekstra Not:100 insanın bilinci değişince neden tüm insanlık değişiyor, çünkü hepimiz ‘biriz’. Bunu Yüce Allah’ın şu ayetinden görebiliriz; Lokman 18 ‘’Sizin yaratılmanız da diriltilmeniz de bir tek nefsinki gibidir. Allah Semî'dir, Basîr'dir.’’ … Ayrıca şu ayette Yüce Allah hepimizin ‘bir olduğunu ‘ şöyle vurguluyor; Maide 32 ‘’Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur.’’.. Tek nefis’e karşılık ‘tüm insanları’ eşit sayıyor Yüce Allah, çünkü hepimiz ‘biriz’. Bu nedenle Rumi şöyle diyordu; ‘’İnsanoğlu birbirlerinin uzuvlarıdır. Çünkü hepsi aynı cevherden yaratılmışlardır. Eğer uzuvlardan biri hastalanırsa, Diğer uzuvlarda huzur ve rahat kalmaz..’’.. İşin özü tüm insanlığı değiştirmeye 100 kişi uzaktasın.. © Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

13 Nisan 2024 Cumartesi

Uyku



Her şey ‘gerçekti’. Yürüyordun.. İnsanlarla konuşuyordun, hüzünleniyordun, gülüyordun hepsi gerçekti. Yaşadığın keder gerçekti, şehvet gerçekti, sevinç gerçekti, kokladığın çiçek gerçekti.. Sonra birden ‘gözünü’ açtın, ‘uykudaymışsın!’, gerçek değilmiş hiçbiri, rüyaymış, yatağından(kabrinden) kalktın.. Bir gün şu an ki ‘rüyandan da’ uyanmayacağından emin misin? Yasin 51-52 ‘’Sur'a üfürülmüştür; böylece onlar kabirlerinden Rablerine doğru süzülüp-giderler. Demişlerdir ki: 'Eyvahlar bize, uykuya bırakıldığımız yerden bizi kim kaldırdı? Bu, Rahmanın va'dettiğidir, gönderilen elçiler doğruyu söylemişler' ’’. İnsan ‘rüya içinde rüya’ görmektedir.. Bu nedenle Rumi şöyle diyor; ‘’Bu âlem, bir rüyadır, zanna kapılma sen. Sen gündüzün de uykudasın. Bu uyku değil deme. Gölgenin parlaklığıdır bu, asıl ise ancak ay ışığından ibarettir. Ey yiğit, bil ki uykun da uyanıklığın da uyuyan adamın rüya içinde rüya görmesine benzer. Bu adam, kendisini uyuyorum sanır ama bilmez ki ikinci uykudadır, iki kat uyku içindedir.’’. Muhyiddin Arabi ise; ‘’Alem bir sanrıdan ibarettir, bütün varlık alemi hayal içinde hayaldir’’ diyordu.. Rumi ise ‘’Dünya bir hiçtir, biz de hiçleriz.. Dünya da, biz de hayalden, rüyadan ibaretiz! İş böyleyken, dünya malı için çırpınır dururuz! Uyuyan kişi uykuda olduğunu bilseydi, rüya gördüğünü anlasaydı, hiç üzülür müydü?’’ diyordu.. Bütün alimler bir ‘simülasyonda’ yaşadığımızı biliyorlardı kadim Çin’de bile, Chuang Tzu bunu şöyle ima ediyordu; ‘’Bir keresinde rüyamda bir kelebek olduğumu gördüm, farkında olduğum tek şey bir kelebek olarak yaşadığım inanılmaz mutluluktu ve insan halimin farkında değildim. Sonrasında uyandım ve tekrar ‘kendim’ olmuştum. Şimdi halen şunu düşünüyorum, ben bir insanım ve kelebek olduğumu rüyamda mı gördüm yoksa şu an ben bir kelebeğim de insan olduğum rüyasını mı görüyorum?’’.. Sözün özü içinde sadece ‘birkaç saat kaldığın’ simülasyonun ‘süsüne’ kanma.. Mü’minun 112-113-114 ‘’Dedi ki: 'Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?' Dediler ki: 'Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor.’ 'Dedi ki: 'Yalnızca az bir zaman kaldınız, keşke bilseydiniz.' . . © Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan



17 Mart 2024 Pazar

4 Kapı 40 Makam
Tasavvufta insanın tekamüle ulaşması için geçmesi gereken 4 kapı 40 makam vardır.. İnsan, bu 4 kapı 40 makamda ‘derece, derece’ ilerler, her birimizin Rahman’ın indinde dereceleri var(Enfal 4-Ahkaf 19). İşte içlerinde 40 makam barındıran bu 4 büyük kapının isimleri şöyledir, Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat.. Bu 4 büyük kapı vedik doğum haritamızdaki 4 köşe eve denk gelmektedir. 1. Ev, 4.ev, 7.ev ve 10.ev, vedik doğum haritasının ‘giriş’ ve ‘çıkış’ kapılarıdır ve tasavvufta sözü edilen 4 büyük kapının yerleridir haritada. Şimdi bu 4 kapı konusunda ünlü bir hikayeye bakalım.. ‘’Rumi’ye öğrencisi sormuş, ‘’Hocam, bu dört kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?’’ Rumi demiş ki "Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var. Hepsi rahlelerine eğilmiş. Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım." Adam gitmiş birincinin ensesine bir tokat aşketmiş. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve kuvvetli bir tokatla Rumi’nin öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasına itaat var. Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat aşketmiş. O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış. Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş. Öğrenci devam etmiş üçüncüye de bir tokat atmış. Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş. Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş. Öğrenci Rumi’ye dönmüş, olanları anlatmış. Rumi şöyle cevap vermiş; "Birinci; şeriat kapısını geçememiş biri idi. Şeriatta kısasa kısas olduğu için tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iâde etti. İkinci; tarîkat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı tam tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi; "Sana kötülük yapana bile iyilik yap." Onun için döndü, yerine oturdu. Üçüncü; mârifet kapısına kadar gelmiştir. İyinin ve kötünün tek Yaradan'dan geldiğini bilir, inanır. Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi âlet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı. Dördüncü; hakikat kapısını da geçmiştir. İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu bilir. Onun için dönüp bakmadı bile." . . © Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

25 Şubat 2024 Pazar

İncinsen de İncitme
Hepimiz insanız ve Kur’an’da birçok ayette anlatıldığı gibi içimize sınav gereği yerleştirilmiş çeşitli kusurlar var(Adiyat-6-Ahzab 72-İsra 11) ve bunlara ellerimizle kazandığımız(Şura 30) kötü ameller de eklenince çok kolaylıkla en büyük günahlardan birini işleyebiliyoruz; ‘gönül kırmak’.. Gönül insanı insan yapan ve insanı Rahman’a bağlayan en değerli araç.. Kırmamak lazım hiçbir gönlü.. Yunus Emre şöyle diyor ‘’Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil, yetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değil..’’.. Gönül insanın ‘kâbesi’ bir insan gönlü kırmak kendi ‘kâbeni’ de yıkmak demek.. Öyle kıymetli ki tek bir gönül bile, kırmamak lazım.. Hacı Bektaş-i Veli şöyle diyor ‘’Gönül âlemin mutlak padişahı olan Tanrı’nın nazargâhıdır. Gönül ile Allah arasında perde yoktur. Gönül büyük bir şehirdir. Noksan sıfatlardan uzak olan yüce Tanrı arşa değin neyi yarattı ise o şehirde vardır, o şehre sığar.’’.. Her ne olursa olsun tek bir insanın dahi ‘şehirlerini’ yıkmamak lazım, ama günümüz insanlığı için ‘gönül kırmak’ olağan bir duruma dönüştü.. Bu durumun korkunçluğunu farketmeden, çoğunluğumuz ya hiddete kapılarak, ya arzularımız, ya da hırslarımız yüzünden ya da herhangi bir durum yüzünden bir ‘gönül’ kırabiliriyoruz.. Hepimiz yapabiliyoruz bu büyük hatayı yapmamak lazım.. Rumi bu konuda şöyle diyor ‘’Gönüldeki kabeyi tavaf et sen gönülden, gönül mânâ kabesi: Onu çamur sanma sen, Kabe’yi sen binlerce kez yaya tavaf etsen, bil ki kabul olunmaz tek gönül incitirsen’’.. Yüce Allah insanın gönlüne bakar, gönüldeki iniltiler, sızlanmalar arşa erişir, kırmamak lazım hiçbir gönlü.. Rumi diyor ki ‘’İki âlemde de Allah'ın baktığı yer gönüldür. Padişah daima gönle bakar’’ ve bu nedenle Hacı Bektaşi Veli diyor ki ‘’İncinsen de incitme’’.. Çünkü bir gönül yaralamaktansa, insanın kendi gönlünün yaralanması çok daha iyidir.. Çünkü Yunus Emre şöyle diyor ‘’Gönül Çalab'ın(Allah) tahtı Çalap(Allah) gönüle baktı, iki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise.’’.. Yıkmamak lazım.. Yunus Emre bitirsin ‘’Gönül mü biriktirirsin, Kâbe mi biriktirirsin, söyle bana ey aklı başında olan? Gönül biriktirmelidir, çünkü Hak saflığı gönülde korur".. . . © Kadim Astroloji Analisti – Erdem Çalışkan

31 Ocak 2024 Çarşamba

Bastonlu Adam
Eski bir zen hikayesi anlatılır; ‘’Bir kavağın yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve Güneşin etkisi ile müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacıyla aynı boya gelmiş. Kabak bir gün dayanamayıp sormuş Kavağa: “Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?”. Kavak cevap vermiş “On yılda”. “On yılda mı?” diye gülmüş Kabak ve “Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak.” diye övünmüş. “Doğru” demiş Kavak Ağacı. Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarları başladığında kabak önce üşümeye başlamış, sonra yaprakları düşmeye başlamış. Soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Kabak sormuş endişeyle Kavağa: ‘’Neler oluyor bana böyle ağaç?”. Kavak Ağacı cevap vermiş “Ölüyorsun...’’ Kabak sormuş ‘’Niçin?”. Kavak Ağacı cevap vermiş ‘’Benim 10 yılda geldiğim yere, 2 ayda gelmeye çalıştığın için...” Hayatta bütün süreçler bu şekilde işler.. Vedik astrolojide Satürn, bütün zanaatları, yetenekleri ve öğrenmek için harcanan ‘çabayı’ kontrol eder.. Satürn’ün en büyük özelliği ‘çok yavaş’ olmasıdır, ‘bastonlu bir yaşlı adamla’ temsil edilir, yavaş yavaş yürür bir burçta 2,5 yıl kalır. Her ne konuda olursa olsun, o konuyu öğrenmek ve o konuda ustalaşmak için kişiye Satürn(ana temaları:çaba-disiplin-sabır-ihtiyat) lazımdır.. Peki bu ne demek? Acele ile hiçbir şey başarılamaz, o konuda uzmanlaşılamaz, ‘acele’ başarının, uzmanlaşmanın en büyük düşmanıdır. Rumi bitirsin ‘’Yakinen bil ki bir işte düşünmek ve ihtiyatlı davranmak Rahmân'dandır. Acele etmekse, melun Şeytan'dandır. Ey ihtiyatlı adam! Allah bile bu yerlerle gökleri ihtiyat ile tam altı günde yarattı. Yoksa 'Kün' der demez yerler de olurdu, gökler de; Hakk Teâlâ buna kadirdi. Bir emriyle, ânında yüzlerce yer gök yaratabilirdi. Allah bütün kudretiyle beraber insanı, yavaş yavaş tam kırk yılda(Ahkaf 15) kemâl sahibi eder. Hakk'ın bu davranışı, arzu ettiğin ve hedeflediğin şeyi senin de yavaş yavaş, fakat sürekli ve sağlam bir biçimde ihtiyatla yapmayı sana öğretmek içindir. Daima akıp duran küçük bir dere ne pislenir, ne kokar. Bu ihtiyat ile insan, saâdet ve şansa erişir.’’ . . ©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

28 Kasım 2023 Salı

Belki
Eski bir 'zen' hikayesi vardır; ''Bir zamanlar, vaktinin çoğunu tarlasıyla ilgilenerek geçiren yaşlı bir çiftçi varmış. Bir gün, bu çiftçinin atı kaçmış. Duruma üzülen komşuları, çiftçiye. “Ne kötü şans, bu çok kötü oldu” demişler. “Belki” diye cevap vermiş yaşlı çiftçi. Ertesi sabah çiftçinin atı, peşine taktığı üç vahşi at ile geri dönmüş. Bu duruma hayret eden komşular “Harika bir şey! Birden fazla atın oldu!” demişler. “Belki” diye yanıtlamış yaşlı çiftçi. Bir sonraki gün, çiftçinin oğlu yabani atlardan birine binmeye çalışırken düşmüş ve ayağını kırmış. Komşular, bu talihsizliğe ne kadar üzüldüklerini dile getirmek için yaşlı adamın evine gelmişler ''İşte bu çok kötü oldu'' demişler. “Belki” demiş çiftçi. Ertesi hafta ülkede savaş çıkmış, köyün erkeklerini orduya almak üzere askerler gelmiş. Çiftçinin oğlunu ise ayağı kırık olduğu gerekçesiyle almamışlar askere. Komşular her şey senin leyhine döndü 'Çok şanslısın' demişler, “Belki” demiş yaşlı çiftçi.'' Buradan alınacak ders hiçbir olayın ya da durumun kesin olarak ‘iyi’ ya da ‘kötü’ olduğuna karar verme. Çünkü iyi olaylarla da kötü olaylarla da 'imtihan' ediliyoruz. Yüce Allah diyor ki; Enbiya 35 ''Her nefis, ölümü tadacaktır. Biz bir imtihan olarak sizi şer ile de hayır ile de sınıyoruz. Sonunda bize döndürüleceksiniz.'' Hem 'hayır' ile hem de 'şer' ile sınandığımıza göre olayların asıl gideceği yönü bilmemiz, bizim kısıtlı, insani 'görüşümüz' ile mümkün değildir. Ve insani, yani kısıtlı olan aklımız ile her konuyu çok kolay yargılayıp o olayı hayır ya da şer olarak görebiliyoruz ama buna karşın Yüce Allah şöyle diyor; Bakara 216 ‘’Hoşlanmazsınız, size ağır gelir ama düşmanlarla savaşmak, size farz edilmiştir. Bazı şeyler vardır ki hoşlanmazsınız, fakat hayırlıdır size. Bazı şeyler de vardır, hoşlanırsınız, şerdir size. Allah bilir, siz bilemezsiniz.’’.. Yani ‘iyi’ bir olay mı yaşadın buna karşın senin cevabın ‘Belki’ olmalıdır sonucunun nereye gideceğini bilemezsin.. Ya da kötü bir olay mı yaşadın, şer mi olduğunu düşünüyorsun, senin cevabın bunun karşılığında ‘Belki’ olmalıdır, şer gördüğün olay bir ‘şansa’ bir ‘kutsanmaya’ dönüşebilir.. ©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan