24 Ağustos 2026 Pazartesi

Vedik Astrolojide İyicil Gezegenler


İyicil gezegenler(Jüpiter-Venüs-Merkür-Ay) her zaman kişiye bulundukları burç ve ev alanında yetenekler verir. Çünkü iyicil gezegenin olduğu yerde ‘öğrenme’ ve ‘kolaylık’ vardır.. Şimdi iyicil gezgenlerden Venüs gezegenine bakalım.. Bir kişinin vedik doğum haritasında Venüs kendi yönettiği burçlar olan Boğa ya da Terazi burcunda konumlanmışsa kişi moda(Boğa-Terazi), tasarım(Boğa-Terazi), dizayn(Boğa-Terazi) konularında yetenekli olacaktır.. Bir kişinin Vedik doğum haritasında Venüs Koç burcundaysa kişi Koç temalarında ‘yetenekli’ olacaktır.. Başlıca Koç teması nedir? Spor yapmak, spor aktiviteleri. Demek ki kişi sporun çeşitli alanlarında yetenekli olacaktır.. Bir kişinin vedik doğum haritasında Venüs, Yay burcundaysa bu ne demek? Kişi öğretme(Yay) konusunda çok yetenekli olacaktır, kişi çok iyi(Venüs) bir öğretmendir(Yay). Yani bu ne demek? Kişi vedik doğum haritasındaki Venüs’ünün bulunduğu ev ve burç konularında yetenekli olacaktır, o konular üzerine çalışarak kendini geliştirebilir ve bu konular onun hayatta ilerlemesine yardımcı olur.

© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

23 Ağustos 2026 Pazar

Şansını Nasıl Aktive Edebilirsin?



Herkesin ‘şanslı’ olduğu hayat alanları vardır, bir vedik doğum haritasında kişinin ‘şansı’ Jüpiter gezegeni tarafından temsil edilir. Bir kişinin vedik doğum haritasında Jüpiter hangi evde ve burçta konumlanmışsa, kişi o hayat alanında ‘şanslı’ olacaktır, kişi Jüpiterinin konumlandığı burcun konularını daha kolay öğrenecek, o konular kişinin şansına dönüşecektir.. Örnek vereyim.. Bir kişinin vedik doğum haritasında Jüpiter(şans), İkizler burcunda olsun bu ne demek? İkizler ‘iletişimin’ burcudur, demek ki kişinin şansını(Jüpiter) ‘aktive’ etmesi için ‘iletişim’(İkizler) kurması gerekiyor, kişinin ‘konuşmaları’(İkizler) kişiye şans(Jüpiter) getiriyor.. Kişinin konuşma üslubu(İkizler), konuşma tarzı(İkizler) kişinin şansı(Jüpiter) oluyor ve hayatta ilerlemesini(Jüpiter) sağlıyor.. Bir kişinin vedik doğum haritasında Jüpiter hangi burçta konumlanmışsa kişinin şansını aktive etmesi için o burcun aktivitelerini tatbik etmesi yeterlidir.. Örneğin vedik astrolojiye göre Yay ve Balık burcu Jüpiter tarafından yönetilen burçlardır ve bu iki burç 'öğrenmeyi' , 'kişisel gelişimi', 'eğitim almayı' simgelerler. Bir vedik doğum haritasında Jüpiter kendi burçları olan Yay ya da Balık burcunda konumlanmışsa, kişi öğrenerek(Yay-Balık), eğitim alarak(Yay-Balık) hayattaki şansını(Jüpiter) aktive eder ve hayatta ilerler(Jüpiter). Yani kişi şansını 'aktive etmek' için vedik doğum haritasında Jüpiter'in konumlandığı burca bakmalı ve o aktiviteleri tatbik etmelidir. Bunu yaptığında hayatına şansın(Jüpiter) çok daha kolay aktığını ve ilerleme kaydettiğini(Jüpiter) görecektir..

© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

20 Ağustos 2026 Perşembe

Her Burcun Seyahat Tercihi

 

Deniz yoluyla seyahat etmeyi temsil eden burçlar vedik astrolojide ‘su burçları’ olan Yengeç, Akrep ve Balık burçlarıdır. Bu burçların mensupları denizde vakit geçirmeyi, yüzmeyi, deniz yoluyla seyahat etmeyi çok severler. Vedik astrolojide hava yolları ile seyahati etmeyi temsil eden gezegen Ketu gezegenidir, özellikle vedik astrolojiye göre ‘hava elementine’ mensup olan 3 burç İkizler, Terazi ve Kova burcuna mensup insanlar gökyüzünü, uçak seyahatlerini çok severler. Vedik astrolojiye göre ‘toprak burçları’ olan Boğa, Başak ve Oğlak burcu insanları ise daha çok kara seyahatlerini(toprak) severler. Vedik astrolojiye göre ateş burçları olan Koç, Aslan, Yay burçlarının ise seyahatte öncelikleri ise genellikle hava yolları(hava) veya kara yollarıdır(toprak). Deniz yoluyla(su) seyahatler ise ateş burcuna(Koç-Aslan-Yay) mensup kişiler için çok popüler değildir.

Erdem


Not: Verdiğim bu bilgileri vedik astrolojiye göre Burcunuz, Yükselen burcunuz, Ay burcunuz ve vedik doğum haritanızda gezegenlerin özellikle hangi burçlarda yoğunlaştığına göre değerlendirebilirsiniz. Örneğin vedik doğum haritanızda hava burçlarında(İkizler-Terazi-Kova) en az 3 gezegen konumlanmışsa, hava yollarıyla seyahat etmeyi sevmeniz çok daha muhtemel olur.

11 Ağustos 2026 Salı

Yabancı Dil Öğrenme Yeteneği


Bir kişinin vedik doğum haritasında Merkür kişinin ‘iletişim yeteneklerinden’ sorumludur, dolayısıyla Merkür bir kişinin vedik doğum haritasında ‘yabancı dil öğrenme’ (İngilizce-İspanyolca vb.) yeteneğinden de sorumludur. Eğer bir kişinin vedik doğum haritasında Merkür güçlüyse kişi kolay bir şekilde 'yabancı dil'(Merkür) öğrenecektir. Merkür vedik astrolojide hangi burçların yöneticisidir? İkizler ve Başak. Bu da demek oluyor ki vedik astrolojiye göre İkizler ve Başak burcu insanlarının iletişim yetenekleri(Merkür) çok kuvvetlidir ayrıca İkizler ve Başak insanları kolay bir şekilde yabancı dil(Merkür) öğrenirler.


Not: Verdiğim bu bilgiler kimler için geçerli? Yükselen İkizler, Başak olanlar - Ay burcu İkizler, Başak olanlar - Vedik doğum haritalarında en az 3 gezegeni İkizler ve Başak burcunda olanlar

©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

5 Ağustos 2026 Çarşamba

Boğa ve Yengeç Burçları

 

Bir vedik doğum haritasında kişinin yediği yiyeceklerden sorumlu gezegen Ay’dır. Ay vedik astrolojide Yengeç burcundan sorumludur ve Ay aynı zamanda Boğa burcunda yücelim halindedir. Bu da demek oluyor ki Boğa ve Yengeç burçları çok lezzetli yemek(Ay) yaparlar, beslenme düzenlerine(Ay) çok dikkat ederler, aynı zamanda yedikleri yiyeceklerin(Ay) her zaman kaliteli olmasına dikkat ederler. Boğa ve Yengeç burçlarının beslenme düzenleri, hayat mutluluklarıyla doğru orantılıdır, çünkü lezzetli yiyecekler yemek onları mutlu eder. Boğa ve Yengeç burçları çok güçlü Ay karakteristiğine sahip oldukları için, gökyüzündeki transit Ay ne zaman Boğa ya da Yengeç burçlarına geçse o günlerde yapılan yemekler diğer günlere oranla çok daha lezzetli olurlar.

Erdem


Not: Verdiğim bu bilgiler kimler için geçerli? Vedik astrolojiye göre Boğa ve Yengeç burçları – Yükselen Boğa ya da Yengeç olanlar – Ay burcu Boğa ya da Yengeç olanlar – Vedik doğum haritalarında en az 3 gezegeni Boğa ya da Yengeç burcunda olanlar

Seyahat Etmek ve Hava Burçları
Vedik astrolojiye göre İkizler, Terazi, Kova burçları ‘hava’ elementine mensupturlar.. İkizler, Terazi, Kova insanları seyahat etmeyi çok severler, tıpkı rüzgarın(hava) aynı yerde sabit duramaması gibi hava elementine mensup insanlar da sık sık seyahat etmek isterler.. Bu nedenle de vedik astrolojide bu 3 burç ‘yerleşim’ yerlerini ve insanların birbiriyle 'etkileşimlerini' temsil ederler. İkizler burcu ‘şehirleri’ temsil eder. Terazi burcu uzak yerlerle, uzak ülkelerle olan ‘ticareti’ temsil eder. Kova burcu ise vedik astrolojiye göre ‘yurtdışını’ temsil eden burçtur.. Bir kişinin vedik doğum haritasında hava burçlarında (İkizler - Terazi - Kova) ne kadar fazla gezegeni varsa kişi o kadar fazla seyahat etmeye düşkün olacaktır.. Erdem Not: Bu verdiğim bilgiler kimler için geçerli? Vedik astrolojiye göre İkizler, Terazi, Kova burçları – Yükselen İkizler, Terazi, Kova olanlar – Ay burcu İkizler, Terazi ya da Kova olanlar – Vedik doğum haritalarında en az 3 gezegeni hava burçlarında olan

25 Mayıs 2026 Pazartesi

Şans Kavramının Arkasındaki Sır

 

Jüpiter vedik astrolojide ‘şansı’ temsil eden gezegendir ama bu ‘şans’ kavramı içinde derin bir ‘sır’ taşıyor.. Açıklayayım.. Jüpiter vedik astrolojide aynı zamanda ‘iyimserlik’, ‘iyiye yorma’, ‘korkuya kapılmama’, ‘umudunu kaybetmeme’ konularını temsil eden gezegendir.. Yani binlerce yıl önceki vedik zamanlarda Jüpiter’e atfedilen ‘şans’ kavramı aslında şuydu; ‘İyimser olmak’ , ‘kötüye yormamak’, ‘korkuya kapılmamak’, ‘umudunu kaybetmemek’ işte bu ‘şansın’ ta kendisidir. Yani binlerce yıl önceki vedik astrologlar diyordu ki ‘’Kişi iyimserse, korkuya kapılmıyorsa, umudunu kaybetmiyorsa bu kişi şanslıdır!’’.. İşte Jüpiter’e vedik astrolojide ‘şans’ kavramının atfedilmesinin arkasındaki sır budur.. Jüpiter’in bir vedik doğum haritasındaki en ‘iyicil’ gezegen olması da bundan gelir, Jüpiter’e atfedilen bütün diğer güzel özellikler bu özelliğin yanında ‘ikincil’ önemdedirler.. Bir kişinin vedik doğum haritasında Jüpiter güçlüyse kişi kötüye yormaz, korkuya kapılmaz, kesinlikle umudunu kaybetmez ve iyimserdir! Ve işte ‘gerçek şans’ budur!.. Çünkü ‘düşüncelerimiz’ realiteyi oluştururlar, sürekli karamsar düşüncelerimiz dış dünyayı kasvetli, endişe dolu, huzursuz hale getirirken, iyimser düşüncelerimiz dış dünyayı mutlu, umut dolu, eğlenceli ve huzurlu hale getirirler.. Bu gerçek şanstır(Jüpiter) ve bu ‘mutlu bir hayattır!’ Bu nedenle Rumi şöyle diyordu; ‘’İyi şeylerden başka bir şey düşünme! Çünkü düşünce, suret dokumasının ipliğidir. Güzelleşen ve iyi olan düşünceden doğan her suret, güzeldir. Bir adam belada safa görürse, bela tatlılaşır. Hasta, iyileştiğini görünce ilaç, kendine hoş gelir. Kötüye yormak ve kuruntu yapmak insanı derdi yokken bile hasta eder. Onun için olaylara iyi bak. Sen kötü düşünceyi zehirli tırnak gibi bil. Bu tırnak derinleştikçe can yüzünü tırmalar.’’.Yani iyimserlik, korkuya kapılmamak ve her daim umudunu korumak ‘mutlu’ bir hayattır ve bu ‘şanstır’(Jüpiter).. Bu nedenle Rumi şöyle dedi; ‘’Gül düşünür, gülistan olursun. Diken düşünür, dikenlik olursun..’’


© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

5 Mayıs 2025 Pazartesi

Gönülün Yolları

 

Bilge Shri Ravi Shankar diyor ki; ‘’İnsanlar arasında 3 çeşit iletişim şekli vardır.. Kafadan-kafaya(sesle), kalpten kalbe(birlikte şarkı söylerek), ruhtan ruha(sessizlikten sessizliğe).. Egonu, benliğini sağlam tutmak için en güvenli iletişim şekli kafadan-kafayadır, yani sesli iletişimdir, bu şekilde benliğine, kibrine sağlam bir şekilde tutunursun.. İnsanlar birlikte şarkı söylediklerinde ise iletişim ‘kalp seviyesine’ iner, egodan, kibirden kurtulurlar, bu nedenle birlikte şarkı söyleyebilmek kişilerin ilişkilerinde, iletişimlerinde çok fayda sağlar, çünkü ‘kalp seviyesinde’ iletişim kurabilirler.. Üçüncü iletişim şekli olan ‘ruhtan ruha’ ise ‘sessizlik’ yoluyla gerçekleşir, bu iletişim tarzına örnek olarak bir kişinin spiritüel öğretmeni(Guru) ile bir arada bulunduğunda, sessizlikte aklında olan bütün soruların yok olması verilebilir..’’ Yani insanlar 3 şekilde birbirleriyle iletişim kurarlar ego-benlik(kafadan-kafaya ses ile) ile, kalp ile(birlikte şarkı söyleyerek), ruh ile(sessizlikte).. İnsanlar her zaman iletişim halindedirler, bu iletişim çoğu zaman yanyana olmayı gerektirmez.. Rumi’nin dediği gibi ‘’Gönülden gönüle pencere vardır’’, işte bu Shri Ravi Shankar’ın söylediği iletişim şekillerinin en üstün olanı, ‘ruhtan ruha’ olan iletişimdir.. Maalesef ki ‘ruhtan ruha’ olan iletişimi insanların çoğu farketmezler, hissetmezler. Çünkü taşıdıkları negatif duygular nedeniyle(hırs, kıskançlık, öfke, intikam, kin, tüm negatif duygular) gönül aynalarının üzerini ‘pas’ kaplamıştır.. Bu nedenle de diğer ‘gönüllerden’, kendi ‘gönül aynalarına’ düşen mesajları farketmemektedirler.. Rumi bu konuda şöyle diyor; ‘’Kalp aynası tozdan kirden arınmış ve tertemiz olursa, su ve toprağın dışında nakışlar görürsün.. Gönül penceresi geniş ve camları da tertemizse, hiçbir vasıta olmadan Allah’ın nuru kalbe ulaşır.’’.. Yani tertemiz bir ‘gönül aynasına’ sahip olmak hem ilahi sistemle, hem de tüm yaratılmış gönüllerle ‘iletişim hâlinde’ olmak demek.. Kalbini tüm ‘negatif duygulardan’ temizle, ‘gönül aynan’ ancak bu şekilde parlar! Ve Rumi’nin şu sözünü unutma; ‘’Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir..’’

.

.

©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

7 Şubat 2025 Cuma

Hayalin Bakırı Altın Yapan Bir Kimya!

Öfke sana ‘içerden’ geliyor.. Üzüntü sana ‘içerden’ geliyor.. Endişe sana ‘içerden’ geliyor.. Korku sana ‘içerden’ geliyor.. Zihnine bütün sıkıntı veren düşünceler ‘içeriden’ geliyor.. Yani ‘dert’ sana ‘içerden’ geliyor.. Dıştaki olaylara olan ‘bakış açın’ ruh halini belirliyor.. Oysa ki dışarıdaki olaylara yaklaştığın ‘duyguyu’ sen belirliyorsun, olayın kendisinin sana bir duygu dikte etmeye ‘imkanı’ yok.. Bir kişinin başına bir kötü bir olay geldi diyelim kişinin düşmanları bu olaya sevinir, kişinin sevdikleri ise bu olaya üzülür.. Ama olay aynı olay, peki neden bu olayın insanlarda yarattığı duygular farklı farklı? Çünkü bu farklı duyguları tetikleyen şey, kişilerin olaylara olan ‘kendi bakış açıları’.. Kişi olayı ‘nasıl görmek’ istiyorsa olaya ‘öyle’ bakıyor.. Yani kendini acıya, sıkıntıya, üzüntüye, korkuya, bütün ‘negatif’ duygulara ‘layık gören’ sensin.. Bu duyguların içinde ‘filizlenmesinede’ izin veren sensin.. Dıştaki olaylar ‘nötr’, bu demek oluyor ki olaylara hangi ‘duygu’ ile yaklaşmayı seçtiysen, aynı zamanda o ‘duyguyu’ kendin için ‘seçmiş’ oluyorsun. Bu nedenle Rumi şöyle diyordu; ‘’İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.’’ .. Bilgelerin öğütlerini dinle ve dıştaki olaylara yaklaştığın ‘duyguyu’ akıllıca seç! 


İyi şeylerden başka bir şey düşünme! Çünkü düşünce, suret dokumasının ipliğidir. Güzelleşen ve iyi olan düşünceden doğan her suret, güzeldir. Bir adam belada safa görürse, bela tatlılaşır. Hasta, iyileştiğini görünce ilaç, kendine hoş gelir. Kötüye yormak ve kuruntu yapmak insanı derdi yokken bile hasta eder. Onun için olaylara iyi bak. Sen kötü düşünceyi zehirli tırnak gibi bil. Bu tırnak derinleştikçe can yüzünü tırmalar. 

Celaleddin-i Rumi


Ağladı adamın biri gece boyunca hasta başında. Gün ağarınca öldü ağlayan adam; kendine geldi hasta.

Sadi Şirazi


İnsanları tedirgin eden, olan biten değil, olan bitenle ilgili inandıklarıdır. 

Epiktetos  


Kuruntu derdin yarısı, sükunet devanın yarısı, sabır ise şifanın yarısıdır.

İbn-i Sina 

.

.

Ademoğlu, hayalle gelişir. Hayalleri güzelse onunla rahat bir hale gelir.. Yok... Eğer gözüne kötü hayaller görünürse ateşten eriyen mum gibi erir gider. Yılanların, akreplerin içinde bile olsan Tanrı, seni güzel hayallerle avutursa, yılanlar, akrepler sana munis olur. Çünkü , hayalin, kötü şeyleri altın yapan bir kimyadır. Sabır, güzel hayallerle tatlılaşır. Çünkü her şeyden evvel içinde bulunduğun sıkıntıdan kurtulma hayaline düşersin. O kurtuluş ümidi, içteki imandan gelir. İman zayıflığından da ümitsizliğe, iç sıkıntısına uğrarsın.

Celaleddin-i Rumi

.

.

©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan


3 Ekim 2024 Perşembe

Büyük Sır

 

Yunus Emre dedi ki ‘’Yaratılmışı hoş gördük,Yaratandan ötürü..’’ Rumi dedi ki ‘’Anlamak bilmek, bilmek affetmektir’’.. Buddha dedi ki ‘’Affettiğinde iyileşirsin. Kötü duyguların gitmesine izin verdiğinde büyürsün’’.. Dünya’nın en batısından en doğusuna çağlar boyunca hakikat sırrına ermiş tüm alimler ‘affetmeyi’ öğütlediler.. Çünkü ‘affetmenin’ içinde ‘çok büyük bir sırrı’ taşıdığını biliyorlardı, ‘kefaret’..(Konuyla ilgili detaylı bilgi için bkz. Emrah Eryılmaz-Hakikat Planı sayfa 120- #reklam değil tavsiye, severek okuduğum bir kitap). Yüce Allah diyor ki Hud 114 ‘’Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir..’’. Bu iyiliklerin kötülükleri gidermesi yasası çok büyük bir yasadır.. Yaptığımız ‘iyi’ ameller bizde bulunan mevcut günahların ve topladığımız kötü karmanın yok olmasına neden olurlar.. Bu iyi davranışların en büyüklerinden biri ‘affetmektir’ ki Kur’an’da Yüce Allah ‘affetmenin’ bir ‘kefaret’ sistemi olduğunu söylüyor bize.. Ve konunun affetmek, bağışlamak üzerine olduğu bir ayette Yüce Rahman şöyle diyor; Maide 45 ‘’Kim onu bağışlar da ‘kısas hakkından vazgeçerse’ artık o kendi ‘günahları’ için kefaret olur..’’ Yüce Rahman kişinin maruz kaldığı ‘negatif’ bir olayı/durumu ‘affetmesinin’, kendi ‘günahları’ için bir ‘kefaret’ oluşturduğunu söylüyor.. Yüce Allah, ‘affetmenin’ kişide bulunan ‘mevcut’ günahların ‘affedilmesini’ sağladığı konusunu şu ayette pekiştiriyor; Nur 22 ‘’Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz?’’.. Yüce Allah açıkça bu ayette insanın yaşadığı negatif davranışları/durumları ‘affetmesinin’ onun günahlarının ‘affedilmesi’ için bir yol olduğunu söylüyor.. Yani kişinin ‘affetmesi’ kendi günahları için bir bağışlanmadır, ‘kefarettir’(maide 45).. Yani prensip basit ‘affedilebilmek’ için ‘affetmek’ gerekiyor, bu hakikat sırrına ermiş alimlerin çağlar boyunca bildiği bir sırdı.. Bu nedenle Yüce Allah bize birçok ayette affetmeyi öğütlüyor ki bu ‘kendi iyiliğimiz’ için.. A’raf 199 ‘’Sen affetmeyi esas al, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir..’’

©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan    



10 Eylül 2024 Salı

Kirlenmek Güzel Değildir!

 

Satürn vedik doğum haritasında finansal zorlukların, depresyonun, hastalığın temsilcisidir.. Satürn’ün dıştaki fiziksel temsilcisi ise ‘kirdir’.. Bir yer(ev-iş) ‘kirlenmeye’(Satürn) başladı mı, bu orayı Satürn konularının(finansal zorluklar, hastalık, depresyon) yavaş yavaş işgal etmesi demektir.. Kişinin bulunduğu ortam ‘kirliyse’ kişinin hayatında Satürn temaları(finansal zorluklar-hastalık-depresyon) aktive olmaya başlar.. Bu nedenle her ne şartta olursa olsun ‘temiz’ olmak gerekiyor.. Temizliğin temsilcisi ise ‘Venüs’tür.. Venüs kişisel hijyen ve yaşam alanının hijyenidir.. Venüs’ün temsil ettiği diğer konular ise eğlence, hayatın zevkleri, konforlu yaşam, dünya nimetlerinden faydalanmaktır.. Yani kişi ‘temiz’(Venüs) olunca kişinin hayatından aldığı zevk artar, nimetleri çoğalır, hayatı daha konforlu hale gelir. ‘Kir’(Satürn) görünce hemen bundan arınmak(Venüs), temizlenmek(Venüs) gerekiyor, çünkü ‘kiri’(Satürn) devam ettirmek kişinin hayatında Satürn(finansal zorluklar-depresyon-hastalık) temalarını aktive ediyor.. Buraya kadar anlattığım ‘fiziksel temizlikti’.. Şimdi gelelim ‘asıl temizliğe’, yani ‘için temizlenmesine’.. Kalbinde Satürn(haset, hırs, intikam, kıskançlık, tüm negatif duygular) temalarını biriktiriyorsan kalbine körlük/hastalık(Satürn) geliyor demektir.. Kalbin bu kirler(Satürn-negatif duygular) nedeniyle ‘kör’ olur ve ‘saparsın’, zira Yüce Allah şöyle diyor; Hac 46 ‘’Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı, böylece onların kendisiyle akledebilecek kalpleri ve işitebilecek kulakları olsun? Doğrusu, baştaki gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler kör olur.’’.. Satürn(haset, öfke, hırs,tüm negatif duygular) kalbini ‘körleştirir’, çünkü ‘kir’(Satürn) kalp gözünü kapatır.. Yine çare Venüs.. Venüs vedik astrolojide ‘bhakti’dir yani Allah aşkı ve ‘arınmak’(zekat).. Yüce Allah’ın Kur’an’da tavsiye ettiği ‘zekat’ kelimesinin bir anlamı da ‘arınmaktır’(Venüs), hem maddi hem manevi kirlerden(Satürn).. Dıştaki kirlerden(Satürn) arınırsan(Venüs) fiziksel bedenine ve hayatına hastalık(Satürn) gelmez, içteki kirlerden(Satürn) arınırsan(Venüs) kalbine hastalık(Satürn-kalp körlüğü) gelmez, ‘doğru yolda’ kalırsın..

.

.

©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan  

20 Ağustos 2024 Salı

Akıp Giden Rüzgar


Vedik astrolojiye göre İkizler, Terazi, Kova burçları ‘hava’ elementine mensupturlar.. Bu insanlar seyahat etmeyi çok severler, tıpkı rüzgarın(hava) aynı yerde sabit duramaması gibi hava elementine mensup insanlar da sık sık seyahat etmek isterler.. Bu nedenle de vedik astrolojide bu 3 burç ‘yerleşim’ yerlerini ve insanların birbiriyle etkileşimlerini temsil ederler. İkizler burcu ‘şehirleri’ temsil eder. Terazi burcu uzak yerlerle, uzak ülkelerle olan ‘ticareti’ temsil eder. Kova burcu ise vedik astrolojiye göre ‘yurtdışını’ temsil eden burçtur.. Yani söz konusu hava olduğunda(İkizler, Terazi, Kova) genel temalar seyahat etmek, uzak yerlere gitmek, yabancı kültürlerle iletişim kurmaktır.. Vedik astrolojiye göre İkizler, Terazi, Kova insanları tıpkı akıp giden rüzgar(hava) gibi özgürlüklerine düşkün, seyahat etmeyi seven, yabancı kültürleri tanımayı seven insanlardır..

Erdem


Not: Bu verdiğim bilgiler kimler için geçerli? Vedik astrolojiye göre İkizler, Terazi, Kova burçları – Yükselen İkizler, Terazi, Kova olanlar – Ay burcu İkizler, Terazi ya da Kova olanlar – En az 3 gezegeni hava burçlarında yerleşmiş olanlar


.
.

©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan 

24 Temmuz 2024 Çarşamba

Burçlar ve Doğada Kontrol Ettikleri

 

Doğanın her bir öğesi vedik astrolojiye göre bir gezegenin ve burcun kontrolündedir. Mesela vedik astrolojiye göre Kova burcunda büyük sarp karlı dağlar bulunur, bir kişinin vedik doğum haritasında Kova'nın yöneticileri olan Satürn ve Rahu güçlü bir şekilde yerleşmişse ya da kişinin vedik astrolojiye göre Yükseleni ya da Ay'ı Kova burcunda yerleşmişse, ya da bir kişinin vedik astrolojiye göre Kova burcunda en az 3 tane gezegeni varsa kişi kışı çok sever ve karlı dağları oralarla ilgili her türlü aktiviteyi sever. Vedik astrolojiye göre Balık burcunda denizler, okyanuslar bulunur aynı zamanda denizlerin yönetici gezegeni Ay'dır. Bu ne demek oluyor? Kişinin vedik doğum haritasında Ay güçlü bir yerleşimdeyse kişi denize, denizle ilgili her şeye bayılır, aynı zamanda kişinin vedik astrolojiye göre Yükseleni ya da Ay'ı Balık burcundaysa ya da en az 3 gezegeni Balık burcundaysa kişi için 'deniz' vazgeçilmez olacaktır, her daim yüzmeyi ve denizde vakit geçirmeyi sever. Vedik astrolojiye göre Yengeç'te ise ırmaklar bulunur, ırmakları çok sevenler vedik doğum haritasında güçlü Yengeç vurgusu barındıranlardır. Vedik astrolojiye göre Başak'ta tarlalar, bağlar, bahçeler bulunur, tarımla uğraşmayı sevenler, güzel bahçelerde vakit geçirmeyi sevenler de vedik astrolojiye göre güçlü Başak vurgusu vardır.. Vedik astrolojiye göre Akrep'te göller, kuyular, bataklıklar bulunur, Akrep'in yöneticileri olan Mars ve Ketu'da bunların yöneticisidir. Özellikle göllere ilgi duyan insanlar, göl yanında vakit geçirmeyi sevenler vedik doğum haritalarında güçlü Akrep vurgusu taşırlar.. Vedik astrolojiye göre Aslan'da geniş ormanlar ve orta büyüklükte dağlar bulunur.. Ormanları çok sevenler, ormanda vakit geçirmek isteyen insanların vedik doğum haritalarında güçlü Aslan etkisi mevcuttur aynı zamanda Aslan’ın yöneticisi Güneş, Koç burcunda yüceldiği için vedik astrolojiye göre güçlü Koç vurgusuna sahip insanlar da orman sevgisi güçlü olarak görülecektir.. Güneş’in yükseleninizde(1.ev) yerleşmesi dahi sizin bir ‘orman tutkunu’ olmanıza neden olur.. Yani neyi sevdiğiniz, nerede bulunmaktan hoşlandığınız dahi vedik doğum haritanızdan bağımsız değildir..

© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan 

7 Temmuz 2024 Pazar

Doğal Olan
Zen hikayesinde; ‘’Yaşlı bir bilgeye sormuşlar; ‘’Zehir nedir?’’ Bilge cevaplamış ‘’İhtiyacımızdan fazla olan her şey zehirdir! Bu, güç olabilir ya da tembellik; yiyecek, ego, hırs, kendini beğenmişlik, korku, öfke veya herhangi bir şey’’. ‘’Korku nedir?’’ diye sormuşlar, Bilge; ‘’Belirsizliği kabul etmemektir! Belirsizliği kabul edersek eğer macera haline gelir..’’ demiş. ‘’Kıskançlık nedir?’’ diye sormuşlar, Bilge cevaplamış ‘’Diğerlerinin iyiliğini kabul etmemektir! Eğer onların iyi durumlarını kabul edersek ilham haline gelir!’’. ‘’Öfke nedir?’’ demişler, Bilge cevaplamış ‘’Kontrolümüzün dışında olan şeyleri kabul etmemektir! Eğer onları kabul edersek esneklik ve hoşgörüye dönüşür.’’ ‘’Nefret nedir?’’ diye sormuşlar, Bilge cevaplamış ‘’İnsanları oldukları gibi kabul etmemektir! Eğer koşulsuzca kabul edersek, sevgiye dönüşür..’’.. Farkındaysanız negatif duygular ancak ‘sınırı aştığımızda’, doğal olanı ‘kabul etmediğimizde’, ‘direndiğimizde’ ortaya çıkıyor.. Hayat ise ırmakla ‘bir’ olmakla, doğal olana direnmemekle, O’na uyum sağlamaktan ibarettir.. ’Diğerlerinin iyiliğini kabul etmediğimizde’ bizde ‘kıskançlık’ ortaya çıkıyor, ‘kontrolümüz dışındaki şeylere’ direndiğimizde ise bizde ‘öfke’ ortaya çıkıyor.. Bunu hayatın her alanına uygulayabiliriz.. ‘Doğruluğa’ karşı direndiğimizde, bizde ‘yanlışlık’ ortaya çıkar, ‘ışığı’ kabul etmediğimizde bizde ‘karanlık’ ortaya çıkar, ‘temizliğe’ karşı direndiğimizde bizde ‘kirlilik’ ortaya çıkar.. Hayatta ‘doğal olan’ her neyi kabul etmez, doğal olan her neye karşı ‘direnirsen’ sen de ‘zararlı’, ‘negatif’ bir duygu ortaya çıkacaktır.. Hayat ırmakla(Hakk olanla) ‘uyumlanmaktan’ ibaret, ‘ırmağa’ karşı ‘yüzebilen’ var mı? Bu mümkün değil.. Yani ‘doğal olana’ karşı direnmek sadece ‘acı getirir’ ve seni yoldan saptırır(yozlaştırır).. Yine bir zen hikayesiyle bitirelim; ‘’Yaşlı bir adam kazayla bir ırmağa düşer ve yüksek bir şelaleye doğru gider, etraftakiler bunu görünce adamın hayatı için endişelenirler. Adam mucize eseri şelalenin altından sağ olarak çıkar. Herkes yanına koşarak, ona nasıl sağ kaldığını sorar. Yaşlı adam cevap verir: "Kendimi suya uydurdum; suyu kendime değil!".. . . © Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

15 Nisan 2024 Pazartesi

Yüzüncü Maymun
‘’İnsan düşünen bir hayvandır’’ der Aristo, bu tespit doğrudur, açıklayayım. Vedik astrolojide cansızlar krallığı (dağ-taş-bitkiler-hareketsizler ama ruha sahipler) Merkür’ün kontrolündedir. Canlılar krallığı(İnsanlar ve hayvanlar) Venüs’ün kontrolündedir. Venüs vedik doğum haritasında ‘sperm’den sorumludur bu nedenle sperm üretebilen canlılar yani insanlar ve hayvanlar aynı ‘krallıktadır’ ve ikisini de Venüs yönetir. Yani ‘’İnsan düşünebilen bir hayvandır’’ aklınızda tutun.. Ken Keyes Jr. adlı yazar kitabında bir deneyden bahseder; ‘Yüzüncü Maymun’ deneyi. Japonya’nın Koshima adasında yapılan ve 30 yıl süren bu deneyin sonucu çok sarsıcıdır. Deney basitçe şu şekilde; Koshima adasındaki binlerce maymuna yemeleri için patates veriliyor ama bu patates verilirken bilinçli olarak kumlara atılıyor.. Maymunlar patatesin kumlu olmasını beğenmeseler de, tadı güzel olduğu için yemeye devam ediyorlar. Bir gün maymunlardan biri elindeki patatesi gölde yıkayıp öyle yiyor, sonucu beğeniyor ve düzenli olarak böyle yapmaya başlıyor. Sonra bu maymunun annesi ve babası da ondan öğrenip, onlar da patatesi yıkayıp yemeye başlıyorlar. Bu böyle devam ederken diğer maymunlar patatesi kumlu olarak yemeye devam ediyorlar. Bu patatesi yıkayarak yeme durumu maymunlar arasında yavaş yavaş yayılıyor, 1952 yılında başlayan bu durum 1958’de yüzüncü maymunun da yıkama olayını öğrenmesiyle çok şaşırtıcı bir sonuç veriyor. Yüzüncü maymun da patatesi yıkayarak yemeyi öğrendiği anda adadaki binlerce maymun birden bilinç sıçraması yaşıyor ve ertesi gün binlerce maymun aynı yıkama hareketini otomatik olarak yapmaya başlıyorlar. Hatta enteresan olan diğer adalardaki maymunlar bile hiç deneyimleri olmadığı halde patatesi yıkayarak yemeye başlıyor.. Sarsıcı bir durum.. Bunu insanlara uyarlarsak, iyi bir şey oluşturmak istiyorsun diyelim? Ama milyonlarca insana etki edemeyeceğini düşünüyorsun değil mi? Yanlış.. Sadece 100 kişinin o hareketi yapmasını sağla ve tüm insanlık bu davranışı otomatik olarak yapmaya başlar.. Bu her zaman ‘kötüye’ kullanıldı.. Şeytan’ın aksine sen bunu ‘iyiye’ kullan.. İyiliği, güzel davranışları yay, Dünya’yı değiştirmek için 100 kişiyi değiştirmen yeterli.. . . © Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan Ekstra Not:100 insanın bilinci değişince neden tüm insanlık değişiyor, çünkü hepimiz ‘biriz’. Bunu Yüce Allah’ın şu ayetinden görebiliriz; Lokman 18 ‘’Sizin yaratılmanız da diriltilmeniz de bir tek nefsinki gibidir. Allah Semî'dir, Basîr'dir.’’ … Ayrıca şu ayette Yüce Allah hepimizin ‘bir olduğunu ‘ şöyle vurguluyor; Maide 32 ‘’Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur.’’.. Tek nefis’e karşılık ‘tüm insanları’ eşit sayıyor Yüce Allah, çünkü hepimiz ‘biriz’. Bu nedenle Rumi şöyle diyordu; ‘’İnsanoğlu birbirlerinin uzuvlarıdır. Çünkü hepsi aynı cevherden yaratılmışlardır. Eğer uzuvlardan biri hastalanırsa, Diğer uzuvlarda huzur ve rahat kalmaz..’’.. İşin özü tüm insanlığı değiştirmeye 100 kişi uzaktasın.. © Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

31 Ocak 2024 Çarşamba

Bastonlu Adam
Eski bir zen hikayesi anlatılır; ‘’Bir kavağın yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve Güneşin etkisi ile müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacıyla aynı boya gelmiş. Kabak bir gün dayanamayıp sormuş Kavağa: “Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?”. Kavak cevap vermiş “On yılda”. “On yılda mı?” diye gülmüş Kabak ve “Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak.” diye övünmüş. “Doğru” demiş Kavak Ağacı. Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarları başladığında kabak önce üşümeye başlamış, sonra yaprakları düşmeye başlamış. Soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Kabak sormuş endişeyle Kavağa: ‘’Neler oluyor bana böyle ağaç?”. Kavak Ağacı cevap vermiş “Ölüyorsun...’’ Kabak sormuş ‘’Niçin?”. Kavak Ağacı cevap vermiş ‘’Benim 10 yılda geldiğim yere, 2 ayda gelmeye çalıştığın için...” Hayatta bütün süreçler bu şekilde işler.. Vedik astrolojide Satürn, bütün zanaatları, yetenekleri ve öğrenmek için harcanan ‘çabayı’ kontrol eder.. Satürn’ün en büyük özelliği ‘çok yavaş’ olmasıdır, ‘bastonlu bir yaşlı adamla’ temsil edilir, yavaş yavaş yürür bir burçta 2,5 yıl kalır. Her ne konuda olursa olsun, o konuyu öğrenmek ve o konuda ustalaşmak için kişiye Satürn(ana temaları:çaba-disiplin-sabır-ihtiyat) lazımdır.. Peki bu ne demek? Acele ile hiçbir şey başarılamaz, o konuda uzmanlaşılamaz, ‘acele’ başarının, uzmanlaşmanın en büyük düşmanıdır. Rumi bitirsin ‘’Yakinen bil ki bir işte düşünmek ve ihtiyatlı davranmak Rahmân'dandır. Acele etmekse, melun Şeytan'dandır. Ey ihtiyatlı adam! Allah bile bu yerlerle gökleri ihtiyat ile tam altı günde yarattı. Yoksa 'Kün' der demez yerler de olurdu, gökler de; Hakk Teâlâ buna kadirdi. Bir emriyle, ânında yüzlerce yer gök yaratabilirdi. Allah bütün kudretiyle beraber insanı, yavaş yavaş tam kırk yılda(Ahkaf 15) kemâl sahibi eder. Hakk'ın bu davranışı, arzu ettiğin ve hedeflediğin şeyi senin de yavaş yavaş, fakat sürekli ve sağlam bir biçimde ihtiyatla yapmayı sana öğretmek içindir. Daima akıp duran küçük bir dere ne pislenir, ne kokar. Bu ihtiyat ile insan, saâdet ve şansa erişir.’’ . . ©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

28 Kasım 2023 Salı

Belki
Eski bir 'zen' hikayesi vardır; ''Bir zamanlar, vaktinin çoğunu tarlasıyla ilgilenerek geçiren yaşlı bir çiftçi varmış. Bir gün, bu çiftçinin atı kaçmış. Duruma üzülen komşuları, çiftçiye. “Ne kötü şans, bu çok kötü oldu” demişler. “Belki” diye cevap vermiş yaşlı çiftçi. Ertesi sabah çiftçinin atı, peşine taktığı üç vahşi at ile geri dönmüş. Bu duruma hayret eden komşular “Harika bir şey! Birden fazla atın oldu!” demişler. “Belki” diye yanıtlamış yaşlı çiftçi. Bir sonraki gün, çiftçinin oğlu yabani atlardan birine binmeye çalışırken düşmüş ve ayağını kırmış. Komşular, bu talihsizliğe ne kadar üzüldüklerini dile getirmek için yaşlı adamın evine gelmişler ''İşte bu çok kötü oldu'' demişler. “Belki” demiş çiftçi. Ertesi hafta ülkede savaş çıkmış, köyün erkeklerini orduya almak üzere askerler gelmiş. Çiftçinin oğlunu ise ayağı kırık olduğu gerekçesiyle almamışlar askere. Komşular her şey senin leyhine döndü 'Çok şanslısın' demişler, “Belki” demiş yaşlı çiftçi.'' Buradan alınacak ders hiçbir olayın ya da durumun kesin olarak ‘iyi’ ya da ‘kötü’ olduğuna karar verme. Çünkü iyi olaylarla da kötü olaylarla da 'imtihan' ediliyoruz. Yüce Allah diyor ki; Enbiya 35 ''Her nefis, ölümü tadacaktır. Biz bir imtihan olarak sizi şer ile de hayır ile de sınıyoruz. Sonunda bize döndürüleceksiniz.'' Hem 'hayır' ile hem de 'şer' ile sınandığımıza göre olayların asıl gideceği yönü bilmemiz, bizim kısıtlı, insani 'görüşümüz' ile mümkün değildir. Ve insani, yani kısıtlı olan aklımız ile her konuyu çok kolay yargılayıp o olayı hayır ya da şer olarak görebiliyoruz ama buna karşın Yüce Allah şöyle diyor; Bakara 216 ‘’Hoşlanmazsınız, size ağır gelir ama düşmanlarla savaşmak, size farz edilmiştir. Bazı şeyler vardır ki hoşlanmazsınız, fakat hayırlıdır size. Bazı şeyler de vardır, hoşlanırsınız, şerdir size. Allah bilir, siz bilemezsiniz.’’.. Yani ‘iyi’ bir olay mı yaşadın buna karşın senin cevabın ‘Belki’ olmalıdır sonucunun nereye gideceğini bilemezsin.. Ya da kötü bir olay mı yaşadın, şer mi olduğunu düşünüyorsun, senin cevabın bunun karşılığında ‘Belki’ olmalıdır, şer gördüğün olay bir ‘şansa’ bir ‘kutsanmaya’ dönüşebilir.. ©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

14 Eylül 2023 Perşembe

Her Şeye Güzel Bak
İki adam bir Zen ustasını ziyaret eder. İlki der ki “Bu şehre taşınmayı düşünüyorum. Nasıl bir yer?” Zen ustası sorar: “Eski şehrin nasıldı?” Adam cevap verir: “Korkunçtu. Herkes nefret doluydu, nefret ettim.” Bunun üzerine Zen ustası şöyle der: “Bu şehir de hemen hemen aynı bence buraya taşınmamalısın.” Birinci adam gider ve bu sefer İkinci adam sorar “Bu şehre yerleşmeyi düşünüyorum. Nasıl bir yer?”. Zen ustası sorar: “Eski şehrin nasıldı?”, İkinci adam; “Harikaydı. Herkes arkadaş canlısıydı ve ben mutluydum. Ama bir değişiklik istiyorum.” Zen ustası şöyle der: “Bu şehir de hemen hemen aynı. Bence burayı seveceksin.”.. Nasıl ‘bakarsan’ öyle ‘görürsün’.. Kural her zaman budur! İnsanlardaki, olaylardaki kusurları, ayıpları görmek için ‘bakıyorsan’ kesinlikle görürsün, ama bundan şikayet etmen yersiz.. Çünkü bu senin tercih ettiğin ‘bakış açısı’. Eğer ‘güzel baksaydın’ güzel görürdün! Rumi diyor ki ‘’Kusur bulmak için bakma birine, bulmak için bakarsan bulursun. Kusur örtmeyi marifet edin kendine. İşte o zaman kusursuz olursun.’’.. Eğer bir kişinin ‘kusurlarını’ görmeyi tercih ediyorsan o kişi senin için çekilmez biri olur, ama güzel taraflarını görmeyi tercih edersen o kişi senin için harika biri olur! Ama kişi yine aynı kişi nasıl böyle iki sonuç olabilir? Durum şu; sonucu gösteren şey sadece senin ‘bakış açın’(senin kalbin).. O zaman bu sonuç bizi nereye götürür? Dış dünyada ‘iyi’ ya da ‘kötü’ diye bir şey yok, sadece senin onlar hakkında olan ‘bakış açın’ var. O zaman kişilere, olaylara ‘çirkin bakarsan’ çirkinleşirsin, ‘güzel bakarsan’ güzelleşirsin, ‘görmeyi tercih ettiğin’ ruh haline bürünürsün. Rumi diyor ki ‘’Ne kusursuz insan ara; ne de insanda kusur. Birincisini zaten bulamazsın. İkincisinde ise bulduğun her kusur, öğrendiğin her ayıp sahibini değil seni çirkinleştirir. Her ikisi de seni mutsuz eder.’’.. ‘Kusur görmeyi’ tercih ederek kendini ‘mutsuz’ eden sensin. Aslında iyi de görsen kötü de şunu anlaman lazım; ‘Nereye bakarsan bak, ‘kendini’ görüyorsun, iyi ya da kötü olarak gördüğün kendi zihnindeki düşüncelerden ibaret.. O zaman çok fazla ‘kusur’ görüyorsan kalbini ‘arındırma’ vakti gelmiş demektir..
.
.
© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

2 Eylül 2023 Cumartesi

Gülistan


‘’Zen ustaları Tanzan ve Ekido bir zamanlar çamurlu bir yolda birlikte seyahat ederken şiddetli bir yağmur bastırdı. Yolda yürüyemeyen ipek kimonolu ve kuşaklı güzel bir kızla karşılaştılar. Tanzan kızı kollarına alarak çamurlu yolu geçmesine yardım etti. Ekido, o gece bir konaklama tapınağına varana kadar bir daha konuşmadı. Sonra artık kendini tutamadı. Tanzan’a “Biz keşişler kadınlara yaklaşmayız.” dedi, “Özellikle genç ve sevimli olanlara. Bu tehlikelidir. Neden bunu yaptın?” Tanzan şöyle cevap verdi “Ben kızı orada bıraktım. Sen hala taşıyor musun?”. Var olan her şey, her insan, her durum yalnız sen onu zihninde ‘taşırsan’, hayatında var olabilir. Zihninin içinde olmayan şey ‘yok hükmündedir’, hayatında hiçbir şekilde var olamaz. Kızgınlık, acı, üzüntü, kin, nefret, bunları zihninde ‘taşıdığın’ için hala hayatında ‘var oluyorlar’, zira hayatı zihninin içinde yaşıyorsun, dışarıda ‘gerçek bir şey’ yok ki. Biz sadece ‘düşünceden’ ibaretiz. Rumi diyor ki ‘’Ey kardeş! Sen ancak bir düşünceden ibâretsin, ondan başka neyin varsa kemiktir, kıldır.’’. Tüm evren, tüm hayat zihnimizin içinde.. Milyar dolarların olsa da, en güzel imkanlara sahip olsan da, hayatta her şeyi başarmış olsanda ‘zihninin’ içindeki bir huzursuzluk, bütün hayatını mahvediyor, hayatının tadı tuzu kalmıyor. O zaman ne işe yaradı bunca imkan? Demek ki gerçek mutluluk ‘içeride’, mutluluk dışarıda hiç var olmadıki. Ve mutlululuğun çok basit bir sırrı var, ‘güzel düşünmek’ ve iyi düşünceleri zihinde devamlı olarak tutmak. Çünkü zihnindeki düşünce ne ise yaşamın o düşüncenin ‘rengini alır’. Rumi diyor ki ‘’Gül düşünür, gülistan olursun. Diken düşünür, dikenlik olursun.’.. Yani zihninde sürekli kızgınlık, acı, üzüntü, kin, nefret gibi duyguları barındırıyorsan dıştaki imkanların mükemmel olsa bile ‘dikenlikte’ yaşamak zorunda kalırsın, çünkü hayat ‘zihninde’.. Bu nedenle kadim öğretiler her zaman ‘affet’, kinden uzak dur, kızgınlık duyma, ayıp ört derler, bunları kişiyi üzmüş insanların iyi olması için mi derler? Hayır, kişinin kendisi için derler, çünkü kişi bu duyguları içinde tuttuğu sürece ‘dikenlikte’ yaşayacaktır, isterse milyar dolarları olsun..

.

.

''İyi şeylerden başka bir şey düşünme! Çünkü düşünce, suret dokumasının ipliğidir. Güzelleşen ve iyi olan düşünceden doğan her suret, güzeldir. Bir adam belada safa görürse, bela tatlılaşır. Hasta, iyileştiğini görünce ilaç, kendine hoş gelir. Kötüye yormak ve kuruntu yapmak insanı derdi yokken bile hasta eder. Onun için olaylara iyi bak. Sen kötü düşünceyi zehirli tırnak bil. Bu tırnak derinleştikçe can yüzünü tırmalar.'' - Celaleddin-i Rumi

.

.

© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

23 Ağustos 2023 Çarşamba

Arzular En Büyük Engel

 

Konfüçyüs öğrencilerine ders veriyordu, sağ elinde bir vazo vardı. Tüm öğrencilerin görebileceği şekilde vazoyu havada tuttu. Diğer elinde de bir elma vardı. Elmayı vazonun içinde koyduktan sonra, vazoyu yere bıraktı ve şöyle dedi; Elmayı vazodan çıkarmayı başaran öğrenci, elmayı alabilir. Öğrencilerden biri atıldı ve elini vazonun dar ağzından içeri soktu. Elmayı yakaladı, çıkarmaya çalıştıkça elma elinden kaydı. Bir de elini vazoya sıkıştırdı, bağırmaya başladı: ‘’Elimi çıkaramıyorum!’’ Konfüçyüs; ‘’Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmezsen, elini çıkaramazsın’’ dedi. Öğrenci biraz daha uğraştı, elmayı elinden bırakmak istemiyordu; ama sonunda mecburen bıraktı. Elini vazodan çıkardı. Konfüçyüs’e sordu: ‘’Elmayı vazodan çıkarmanın bir yolu var mı?’’ Konfüçyüs, ‘’Nasıl olacağını göstereyim’’ dedi ve vazoyu ters çevirdi. Elma kendiliğinden vazonun içinden yuvarlanıp çıktı. Öğrenciler çözümün bu kadar basit olması nedeniyle gülmeye başladı. Konfüçyüs, öğrencilerine elmayı göstererek dedi ki: ‘’Göründüğü gibi basit değil, bazen bırakabilmek daha zordur. Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda, ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız. Hayatın akışında ulaşmak istediklerinize onları yakalamaya çalışarak değil, onların size gelmelerine izin vererek ulaşabilirsiniz. Bazen en doğrusu olayları kendi akışına bırakıp müdahale etmemektir.’’ İstediklerine ulaşman için en büyük engel ‘kendi arzundur’. Arzun istediğin şeyle her daim arana girer. Bu kuantum çift yarık deneyinde başlarında bir gözlemci olduğunda olması gibi hareket etmeyen quarkların halidir, ‘gözlemleme’ arzun bile doğanın olduğu gibi çalışmamasına, isteklerini elde etmene engel olur. Bilge Epiktetos diyor ki ‘’Dar ağızlı bir kaptan incir ve fıstık almaya çalışan çocukların başına şöyle bir şey gelir. Eğer ellerini doldururlarsa, kaptan çıkaramazlar ve ağlamaya başlarlar. Elindeki birkaç şeyi bırakırsan, bir şeyleri çıkarmayı başarırsın. Arzular için de aynısı geçerlidir.’’ O şeyi elde etmeye olan arzun, o şeyin gerçekleşmemesinin ana nedenidir. Herşeyi akışına bırak ve arzudan arın işte o zaman istediğini kolayca elde edersin.

© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

21 Ocak 2023 Cumartesi

Gezegen İçin Yücelim ve Düşüş
Vedik astrolojide her gezegenin yüceldiği ve düştüğü burç vardır. Gegezegen yüceldiği burçta çok iyi hisseder ve daima olumlu sonuçlar üretir. Gezegen düştüğü burçta ise gücünü kaybeder, umutsuzlaşır ve sürekli olumsuz sonuçlar üretir. İşte gezegenlerin bu durumu bize hayata dair bir çok ipucu verir. Çünkü gezegenler Rahman’ın kurduğu bu müthiş sistemi çalıştıran çarklardır ve O’na secde etmektedirler(Hac 18). Örneğin şiddetin, kavganın, zorbalığın, rekabetin gezegeni Mars’ı ele alalım. Mars, Koç ve Akrep burçlarını yönetir ve Mars kendi burçlarında çeşitli gezegenleri ‘düşürür’. Mars’ın(şiddet, kavga, zorbalık, rekabet) burcu olan Akrep’te Ay gezegeni düşer, bütün gücünü kaybeder. Peki Ay neyi temsil eder? Hayat mutluluğu, zihin huzuru, aile mutluluğu.. Yani Marsın’sın simgelediklei olan şiddet, zorbalık, kavga, rekabet Ay’ı(hayat mutluluğu, zihin huzuru, aile mutluluğu) yok ediyor, çünkü Ay, Akrep’te yani Mars’ın burcunda düşer.. Evliliğin ve aşkın gezegeni Venüs, Başak burcunda yani Merkür’ün sahibi olduğu burçta düşer.. Yani aşkı(Venüs) ve evliliği (Venüs) ne yok eder? Merkür’ün simgeledikleri.. Merkür ise parayı, kariyeri, dünya nimetlerini, sadakatsizliği simgeler. Yani Merkür’ün simgeledikleri olan para, kariyer, dünya nimetleri için yapılmış evlilik(Venüs) yıkılmaya mahkumdur. Çünkü Venüs(evlilik), Merkür’ün(para, kariyer, dünya nimetleri) burcu Başak’ta düşer.. Gezegen kendi kavramlarını yok eden burçta düşerken kendi kavramlarını destekleyen burçta yücelir. Venüs(aşk, evlilik) Balık burcunda yücelir.. Peki Balık neyi simgeler? Allah yolu, inanç, fedakarlık, merhamet, hoşgörü, karşılıklı anlayış, affetmek, desteklemek.. Yani evlilikte(Venüs) amaç Merkür’ün simgeledikleri olan para, kariyer, dünya nimetleri, sadakatsizlik olunca evlilik(Venüs) yok oluyor ama evlilikte amaç birlikte Allah yolunda yürümek, merhamet etmek ve desteklemek (Balık) üzerine olunca o evlilik yüceliyor.. Peki zorba Mars gezegeni hangi burçta düşüp tüm gücü kaybeder? Mars, Yengeç’te(yöneticisi Ay) düşer ve bütün gücünü kaybeder. Yengeç(Ay) neyi simgeler? Mutlu bir aile hayatı, zihin huzuru, iyi ebeveynler, iyi aile eğitimi ve mutlu ev.. © Kadim Astroloji Analisti – Erdem Çalışkan

1 Mart 2022 Salı

Yeni kitabım 'İLLA' çıktı!


 ‘İLLA’ kitabım satışta! Kitabın ücreti 200 tl dir. 

Kitabı @kadimastrolojianalistierdem Instagram sayfamdan dm atarak satın alabilirsiniz, kargo ücreti alıcıya aittir.

'İLLA' kitabım tasavvuf, hakikat ilmi ve vedik astrolojinin birleşimiyle içinde bulunduğumuz her an 'sahteleşen' dünyanın çarklarından çıkıp ufkunuzu genişletecek.. Kitap bir 'hakikate yolculuk' kitabıdır. Kitap 340 sayfadır. Kitabın içinde tasavvuf,hakikat ilmi,sırlar ve vedik astrolojiyi harmanlanmış şekilde bulacaksınız. Günümüzde tamamen yapaylaşmış olan ve ruhaniyetin kaybolduğu dünya hayatında bu kitabı kişiye bir 'rehber' olması için ve kişiyi bir 'uyanışa' sürüklemesi için yazdım.. Doğru bildiğiniz yanlışlar ve yanlış bildiğiniz doğruları ortaya çıkaran bu kitap, popüler kültürün ve sözde 'medeni' dünyanın kişiye vurduğu görünmez zincirleri ortadan kaldırmak için yazıldı.. Zincirleri görememeniz 'orada olmadıkları' anlamına gelmez.. Kitabım 'İLLA' bir astroloji kitabı değil, bir hakikate yolculuk, bir 'öz'e ulaşma ve uyanış kitabıdır. Astroloji dahil evrendeki çeşitli ilimlerin bir araya gelmiş halidir. İçindeki her konuyu her okuyan rahatlıkla anlayabilir. Bu kitaptan sonra hayata bakış açınız tamamen değişecek..

© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

10 Şubat 2022 Perşembe

Rüya İçinde Rüya
‘’Gözlerini kapatırsan, işte o zaman ‘görürsün’, dinlemeyi bırakırsan, ‘gerçeği’ o zaman duyarsın. Sessiz olursan, kalbinin şarkı söyleyişini dinlersin. Kimseyi aramazsan, herkesle ‘bir’ olursun.. Hareketsiz durursan, ilahi enerjiyle akar gidersin.. Kibar ol! İşte o zaman güce ihtiyacın kalmaz. Sabırlı ol! İşte o zaman her şeyi başarırsın. Alçak gönüllü ol! O zaman kendinle barışırsın. Düşünmeyi bırak! İşte o zaman bütün problemlerini çözersin..’’ Eski bir Tao meditasyonunun sözleridir bu.. Dıştaki beş duyu sahte, içteki beş duyu ‘gerçektir’.. Bu ‘dünya’ bir rüyadır. Rüyadaki hiçbir şeyi yanına alamazsın, rüyadaki hiçbir şey ‘gerçek’ değildir.. Basit olarak ‘uykudasın’.. O zaman uykudayken ‘rüya aleminin’ geçici süsleri için hırslanma, savaşma, kalp kırma.. Rüya alemi olan dünyadan herkesin kendiyle birlikte götürdüğü tek şey ‘gönlüdür’, sahte ‘rüya aleminin süsü’ için gönül kırma.. Rüya için ‘gerçeği’ feda etme.. Şu iki alim bir ‘rüyanın’ içinde yaşadığımızı şöyle açıklıyorlar.. Celaleddin-i Rumi diyor ki ‘’ Bu âlem, bir rüyadır, zanna kapılma sen. Sen gündüzün de uykudasın. Bu uyku değil deme.Gölgenin parlaklığıdır bu, asıl ise ancak ay ışığından ibarettir.Ey yiğit, bil ki uykun da uyanıklığın da uyuyan adamın rüya içinde rüya görmesine benzer.Bu adam, kendisini uyuyorum sanır ama bilmez ki ikinci uykudadır, iki kat uyku içindedir.’’ .. Muhyiddin Arabi diyor ki ‘’ Alem bir sanrıdan ibarettir,onun gerçek bir varlığı yoktur.Bu ise 'hayal' ile kastedilen şeydir.Yani sen hayalinde zannetin ki bu alem kendi başına buyruk,kendi kendine oluşmuş bir gerçektir; bu alem Mutlak Gerçek'den(Hakk'dan) hariç bir varlıktır. Halbuki hiçde böyle değildir.Bil ki sen kendin de bir hayalsin; idrak ettiğin her bir şey ve 'bu ben değilim' dediğin her bir nesne de hayaldir.Şu halde bütün varlık alemi de hayal içinde hayaldir.’’ .. İşte böyle.. Rumi bitirsin ;’’ Tut ki bütün doğuyu, batıyı zaptettin, her tarafın saltanatına sahip oldun. Mâdem ki bu saltanat, sonunda sende kalmayacak, sen onu bir şimşek farzet; çaktı, söndü.Gönül, ebedi olmayan mülkü, bir rüya bil! Cellat gibi boğazına yapışan debdebeyi, şan ve şöhreti ne yapacaksın ki?’’

© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan

22 Eylül 2021 Çarşamba

Merkür Retrosunun Sırrı
Merkür retrosu konusunda hep olumsuz şeyler anlatılır,bunun nedeni ise anlatanların bilgi eksiğinden dolayıdır. Aslında Merkür gerilemeleri yılda bir kaç kere gelen bir şanstır insana ve çok faydalı periyodlardır.Bu süreç içerisinde hiç bir yeni işe,yeni bir girişime başlanmaz,uygun değildir ve başlanan işler/girişimler havada asılı kalır sonuç alınamaz bu yüzden insanlar bu dönemi hiç sevmez.Aslında Merkür retrosu bir hediyedir kişiye,hayatınızda kaç defa uğraşıpta başaramadığınız işlerinizi bu retro altında başarma şansını yakalarsınız,ayrıca geçmişte yaptığınız hataları düzeltme şansı veriilir bu retro altında.İlim öğrenenler,çok uğraşıpta öğrenemediğiniz konulara bu süreçte geri dönerseniz,müthiş bir kolaylıkla o konuları öğrenirsiniz.Bu periyod kaç kere duvara toslayıpta başaramadığınız işleri kolayca halletmenize neden olur.Uzun süredir süren bir hastalığınız varsa ve çaresini-şifasını bulamadıysanız bu periyod önünüze çıkartır,çünkü daha önce denemiş ve başaramamıştınız.Geçmişten gelen bir ihtilafınız varsa bu periyod da çözüme kavuşur.Aslında Merkür retroları olmazsa hayat çok zorlaşır,Merkür senede 2 veya 3 defa her birinde 20 günlüğüne geri gider ve hayatımızı tamir etme şansı verir bize,yeni bir işe başlamaya destek vermemesi de bundandır.Merkür bize der ki önce hayatını tamir et,sonrasında yeni bir işe başlarsın..Düşünün bu periyodlar çok güçlü tamir aralıklarıdır.Bir arabanın yıllarca bakımı yapılmayıp sürekli kullanılması hayati tehlikeler doğurur,keza insan içinde böyledir,sürekli hayatta ilerlerken Merkür retroları sayesinde 20’şer gün tamirata çekilir,başaramadığı,yapamadığı, üstesinden gelemediği olayları başarması sağlanır ya da eksik bıraktıklarını tamamlaması sağlanır.Arabalar gibi insanların da ‘tamirata’ ihtiyacı vardır,bu tamirat da Merkür retroları sayesinde olur.Merkür retroları kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde arttırır. . . 

© Kadim Astroloji Analisti – Erdem Çalışkan

5 Ağustos 2021 Perşembe

İkizler, Başak ve Doğa Sevgisi


Merkür ‘doğa sevgisinin’ gezegenidir. Vedik astrolojide Merkür’ün yönettiği iki burç olan İkizler ve Başak burçları doğayı çok severler, doğanın her öğesine çok saygılıdırlar. İkizler ve Başak insanları doğanın içinde, ormanlarda, bağlarda, bahçelerde saatlerce sıkılmadan vakit geçirebilirler. Çiçekleri, bağları-bahçeleri, ormanları çok severler. Doğa bu insanların ruhuna iyi gelir. Özellikle Başak burcu bağları-bahçeleri temsil ettiği için aynı zamanda ‘tarımın’ burcudur. Başak insanları tarımı, bahçe işleriyle uğraşmayı çok severler. Merkür’ün temsil ettiği bu iki burç İkizler ve Başak için hayat ‘doğayla’ uyumlu olduğunda çok daha ‘anlamlıdır’.

Not: Verdiğim bu bilgiler kimler için geçerli? Vedik astrolojiye göre burcu İkizler ve Başak olanlar, yükselen burcu İkizler ya da Başak olanlar, Ay burcu İkizler ya da Başak olanlar, vedik doğum haritalarında İkizler ya da Başak burcunda en az 3 gezegeni olanlar.


© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan