İyicil gezegenler(Jüpiter-Venüs-
© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan
© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan
© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan
Deniz yoluyla seyahat etmeyi temsil eden burçlar vedik astrolojide ‘su burçları’ olan Yengeç, Akrep ve Balık burçlarıdır. Bu burçların mensupları denizde vakit geçirmeyi, yüzmeyi, deniz yoluyla seyahat etmeyi çok severler. Vedik astrolojide hava yolları ile seyahati etmeyi temsil eden gezegen Ketu gezegenidir, özellikle vedik astrolojiye göre ‘hava elementine’ mensup olan 3 burç İkizler, Terazi ve Kova burcuna mensup insanlar gökyüzünü, uçak seyahatlerini çok severler. Vedik astrolojiye göre ‘toprak burçları’ olan Boğa, Başak ve Oğlak burcu insanları ise daha çok kara seyahatlerini(toprak) severler. Vedik astrolojiye göre ateş burçları olan Koç, Aslan, Yay burçlarının ise seyahatte öncelikleri ise genellikle hava yolları(hava) veya kara yollarıdır(toprak). Deniz yoluyla(su) seyahatler ise ateş burcuna(Koç-Aslan-Yay) mensup kişiler için çok popüler değildir.
Erdem
©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan
Bir vedik doğum haritasında kişinin yediği yiyeceklerden sorumlu gezegen Ay’dır. Ay vedik astrolojide Yengeç burcundan sorumludur ve Ay aynı zamanda Boğa burcunda yücelim halindedir. Bu da demek oluyor ki Boğa ve Yengeç burçları çok lezzetli yemek(Ay) yaparlar, beslenme düzenlerine(Ay) çok dikkat ederler, aynı zamanda yedikleri yiyeceklerin(Ay) her zaman kaliteli olmasına dikkat ederler. Boğa ve Yengeç burçlarının beslenme düzenleri, hayat mutluluklarıyla doğru orantılıdır, çünkü lezzetli yiyecekler yemek onları mutlu eder. Boğa ve Yengeç burçları çok güçlü Ay karakteristiğine sahip oldukları için, gökyüzündeki transit Ay ne zaman Boğa ya da Yengeç burçlarına geçse o günlerde yapılan yemekler diğer günlere oranla çok daha lezzetli olurlar.
Erdem
Not: Verdiğim bu bilgiler kimler için geçerli? Vedik astrolojiye göre Boğa ve Yengeç burçları – Yükselen Boğa ya da Yengeç olanlar – Ay burcu Boğa ya da Yengeç olanlar – Vedik doğum haritalarında en az 3 gezegeni Boğa ya da Yengeç burcunda olanlar
Jüpiter vedik astrolojide ‘şansı’ temsil eden gezegendir ama bu ‘şans’ kavramı içinde derin bir ‘sır’ taşıyor.. Açıklayayım.. Jüpiter vedik astrolojide aynı zamanda ‘iyimserlik’, ‘iyiye yorma’, ‘korkuya kapılmama’, ‘umudunu kaybetmeme’ konularını temsil eden gezegendir.. Yani binlerce yıl önceki vedik zamanlarda Jüpiter’e atfedilen ‘şans’ kavramı aslında şuydu; ‘İyimser olmak’ , ‘kötüye yormamak’, ‘korkuya kapılmamak’, ‘umudunu kaybetmemek’ işte bu ‘şansın’ ta kendisidir. Yani binlerce yıl önceki vedik astrologlar diyordu ki ‘’Kişi iyimserse, korkuya kapılmıyorsa, umudunu kaybetmiyorsa bu kişi şanslıdır!’’.. İşte Jüpiter’e vedik astrolojide ‘şans’ kavramının atfedilmesinin arkasındaki sır budur.. Jüpiter’in bir vedik doğum haritasındaki en ‘iyicil’ gezegen olması da bundan gelir, Jüpiter’e atfedilen bütün diğer güzel özellikler bu özelliğin yanında ‘ikincil’ önemdedirler.. Bir kişinin vedik doğum haritasında Jüpiter güçlüyse kişi kötüye yormaz, korkuya kapılmaz, kesinlikle umudunu kaybetmez ve iyimserdir! Ve işte ‘gerçek şans’ budur!.. Çünkü ‘düşüncelerimiz’ realiteyi oluştururlar, sürekli karamsar düşüncelerimiz dış dünyayı kasvetli, endişe dolu, huzursuz hale getirirken, iyimser düşüncelerimiz dış dünyayı mutlu, umut dolu, eğlenceli ve huzurlu hale getirirler.. Bu gerçek şanstır(Jüpiter) ve bu ‘mutlu bir hayattır!’ Bu nedenle Rumi şöyle diyordu; ‘’İyi şeylerden başka bir şey düşünme! Çünkü düşünce, suret dokumasının ipliğidir. Güzelleşen ve iyi olan düşünceden doğan her suret, güzeldir. Bir adam belada safa görürse, bela tatlılaşır. Hasta, iyileştiğini görünce ilaç, kendine hoş gelir. Kötüye yormak ve kuruntu yapmak insanı derdi yokken bile hasta eder. Onun için olaylara iyi bak. Sen kötü düşünceyi zehirli tırnak gibi bil. Bu tırnak derinleştikçe can yüzünü tırmalar.’’.Yani iyimserlik, korkuya kapılmamak ve her daim umudunu korumak ‘mutlu’ bir hayattır ve bu ‘şanstır’(Jüpiter).. Bu nedenle Rumi şöyle dedi; ‘’Gül düşünür, gülistan olursun. Diken düşünür,
© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan
Bilge Shri Ravi Shankar diyor ki; ‘’İnsanlar arasında 3 çeşit iletişim şekli vardır.. Kafadan-kafaya(sesle), kalpten kalbe(birlikte şarkı söylerek), ruhtan ruha(sessizlikten sessizliğe).. Egonu, benliğini sağlam tutmak için en güvenli iletişim şekli kafadan-kafayadır, yani sesli iletişimdir, bu şekilde benliğine, kibrine sağlam bir şekilde tutunursun.. İnsanlar birlikte şarkı söylediklerinde ise iletişim ‘kalp seviyesine’ iner, egodan, kibirden kurtulurlar, bu nedenle birlikte şarkı söyleyebilmek kişilerin ilişkilerinde, iletişimlerinde çok fayda sağlar, çünkü ‘kalp seviyesinde’ iletişim kurabilirler.. Üçüncü iletişim şekli olan ‘ruhtan ruha’ ise ‘sessizlik’ yoluyla gerçekleşir, bu iletişim tarzına örnek olarak bir kişinin spiritüel öğretmeni(Guru) ile bir arada bulunduğunda, sessizlikte aklında olan bütün soruların yok olması verilebilir..’’ Yani insanlar 3 şekilde birbirleriyle iletişim kurarlar ego-benlik(kafadan-kafaya ses ile) ile, kalp ile(birlikte şarkı söyleyerek), ruh ile(sessizlikte).. İnsanlar her zaman iletişim halindedirler, bu iletişim çoğu zaman yanyana olmayı gerektirmez.. Rumi’nin dediği gibi ‘’Gönülden gönüle pencere vardır’’, işte bu Shri Ravi Shankar’ın söylediği iletişim şekillerinin en üstün olanı, ‘ruhtan ruha’ olan iletişimdir.. Maalesef ki ‘ruhtan ruha’ olan iletişimi insanların çoğu farketmezler, hissetmezler. Çünkü taşıdıkları negatif duygular nedeniyle(hırs, kıskançlık, öfke, intikam, kin, tüm negatif duygular) gönül aynalarının üzerini ‘pas’ kaplamıştır.. Bu nedenle de diğer ‘gönüllerden’, kendi ‘gönül aynalarına’ düşen mesajları farketmemektedirler.. Rumi bu konuda şöyle diyor; ‘’Kalp aynası tozdan kirden arınmış ve tertemiz olursa, su ve toprağın dışında nakışlar görürsün.. Gönül penceresi geniş ve camları da tertemizse, hiçbir vasıta olmadan Allah’ın nuru kalbe ulaşır.’’.. Yani tertemiz bir ‘gönül aynasına’ sahip olmak hem ilahi sistemle, hem de tüm yaratılmış gönüllerle ‘iletişim hâlinde’ olmak demek.. Kalbini tüm ‘negatif duygulardan’ temizle, ‘gönül aynan’ ancak bu şekilde parlar! Ve Rumi’nin şu sözünü unutma; ‘’Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir..’’
.
.
©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan
Öfke sana ‘içerden’ geliyor.. Üzüntü sana ‘içerden’ geliyor.. Endişe sana ‘içerden’ geliyor.. Korku sana ‘içerden’ geliyor.. Zihnine bütün sıkıntı veren düşünceler ‘içeriden’ geliyor.. Yani ‘dert’ sana ‘içerden’ geliyor.. Dıştaki olaylara olan ‘bakış açın’ ruh halini belirliyor.. Oysa ki dışarıdaki olaylara yaklaştığın ‘duyguyu’ sen belirliyorsun, olayın kendisinin sana bir duygu dikte etmeye ‘imkanı’ yok.. Bir kişinin başına bir kötü bir olay geldi diyelim kişinin düşmanları bu olaya sevinir, kişinin sevdikleri ise bu olaya üzülür.. Ama olay aynı olay, peki neden bu olayın insanlarda yarattığı duygular farklı farklı? Çünkü bu farklı duyguları tetikleyen şey, kişilerin olaylara olan ‘kendi bakış açıları’.. Kişi olayı ‘nasıl görmek’ istiyorsa olaya ‘öyle’ bakıyor.. Yani kendini acıya, sıkıntıya, üzüntüye, korkuya, bütün ‘negatif’ duygulara ‘layık gören’ sensin.. Bu duyguların içinde ‘filizlenmesinede’ izin veren sensin.. Dıştaki olaylar ‘nötr’, bu demek oluyor ki olaylara hangi ‘duygu’ ile yaklaşmayı seçtiysen, aynı zamanda o ‘duyguyu’ kendin için ‘seçmiş’ oluyorsun. Bu nedenle Rumi şöyle diyordu; ‘’İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.’’ .. Bilgelerin öğütlerini dinle ve dıştaki olaylara yaklaştığın ‘duyguyu’ akıllıca seç!
İyi şeylerden başka bir şey düşünme! Çünkü düşünce, suret dokumasının ipliğidir. Güzelleşen ve iyi olan düşünceden doğan her suret, güzeldir. Bir adam belada safa görürse, bela tatlılaşır. Hasta, iyileştiğini görünce ilaç, kendine hoş gelir. Kötüye yormak ve kuruntu yapmak insanı derdi yokken bile hasta eder. Onun için olaylara iyi bak. Sen kötü düşünceyi zehirli tırnak gibi bil. Bu tırnak derinleştikçe can yüzünü tırmalar.
Celaleddin-i Rumi
Ağladı adamın biri gece boyunca hasta başında. Gün ağarınca öldü ağlayan adam; kendine geldi hasta.
Sadi Şirazi
İnsanları tedirgin eden, olan biten değil, olan bitenle ilgili inandıklarıdır.
Epiktetos
Kuruntu derdin yarısı, sükunet devanın yarısı, sabır ise şifanın yarısıdır.
İbn-i Sina
.
.
Ademoğlu, hayalle gelişir. Hayalleri güzelse onunla rahat bir hale gelir.. Yok... Eğer gözüne kötü hayaller görünürse ateşten eriyen mum gibi erir gider. Yılanların, akreplerin içinde bile olsan Tanrı, seni güzel hayallerle avutursa, yılanlar, akrepler sana munis olur. Çünkü , hayalin, kötü şeyleri altın yapan bir kimyadır. Sabır, güzel hayallerle tatlılaşır. Çünkü her şeyden evvel içinde bulunduğun sıkıntıdan kurtulma hayaline düşersin. O kurtuluş ümidi, içteki imandan gelir. İman zayıflığından da ümitsizliğe, iç sıkıntısına uğrarsın.
Celaleddin-i Rumi
.
.
©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan
Yunus Emre dedi ki ‘’Yaratılmışı hoş gördük,Yaratandan ötürü..’’ Rumi dedi ki ‘’Anlamak bilmek, bilmek affetmektir’’.. Buddha dedi ki ‘’Affettiğinde iyileşirsin. Kötü duyguların gitmesine izin verdiğinde büyürsün’’.. Dünya’nın en batısından en doğusuna çağlar boyunca hakikat sırrına ermiş tüm alimler ‘affetmeyi’ öğütlediler.. Çünkü ‘affetmenin’ içinde ‘çok büyük bir sırrı’ taşıdığını biliyorlardı, ‘kefaret’..(Konuyla ilgili detaylı bilgi için bkz. Emrah Eryılmaz-Hakikat Planı sayfa 120- #reklam değil tavsiye, severek okuduğum bir kitap). Yüce Allah diyor ki Hud 114 ‘’Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir..’’. Bu iyiliklerin kötülükleri gidermesi yasası çok büyük bir yasadır.. Yaptığımız ‘iyi’ ameller bizde bulunan mevcut günahların ve topladığımız kötü karmanın yok olmasına neden olurlar.. Bu iyi davranışların en büyüklerinden biri ‘affetmektir’ ki Kur’an’da Yüce Allah ‘affetmenin’ bir ‘kefaret’ sistemi olduğunu söylüyor bize.. Ve konunun affetmek, bağışlamak üzerine olduğu bir ayette Yüce Rahman şöyle diyor; Maide 45 ‘’Kim onu bağışlar da ‘kısas hakkından vazgeçerse’ artık o kendi ‘günahları’ için kefaret olur..’’ Yüce Rahman kişinin maruz kaldığı ‘negatif’ bir olayı/durumu ‘affetmesinin’, kendi ‘günahları’ için bir ‘kefaret’ oluşturduğunu söylüyor.. Yüce Allah, ‘affetmenin’ kişide bulunan ‘mevcut’ günahların ‘affedilmesini’ sağladığı konusunu şu ayette pekiştiriyor; Nur 22 ‘’Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz?’’.. Yüce Allah açıkça bu ayette insanın yaşadığı negatif davranışları/durumları ‘affetmesinin’ onun günahlarının ‘affedilmesi’ için bir yol olduğunu söylüyor.. Yani kişinin ‘affetmesi’ kendi günahları için bir bağışlanmadır, ‘kefarettir’(maide 45).. Yani prensip basit ‘affedilebilmek’ için ‘affetmek’ gerekiyor, bu hakikat sırrına ermiş alimlerin çağlar boyunca bildiği bir sırdı.. Bu nedenle Yüce Allah bize birçok ayette affetmeyi öğütlüyor ki bu ‘kendi iyiliğimiz’ için.. A’raf 199 ‘’Sen affetmeyi esas al, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir..’’
©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan
Satürn vedik doğum haritasında finansal zorlukların, depresyonun, hastalığın temsilcisidir.. Satürn’ün dıştaki fiziksel temsilcisi ise ‘kirdir’.. Bir yer(ev-iş) ‘kirlenmeye’(Satürn) başladı mı, bu orayı Satürn konularının(finansal zorluklar, hastalık, depresyon) yavaş yavaş işgal etmesi demektir.. Kişinin bulunduğu ortam ‘kirliyse’ kişinin hayatında Satürn temaları(finansal zorluklar-hastalık-depresyon) aktive olmaya başlar.. Bu nedenle her ne şartta olursa olsun ‘temiz’ olmak gerekiyor.. Temizliğin temsilcisi ise ‘Venüs’tür.. Venüs kişisel hijyen ve yaşam alanının hijyenidir.. Venüs’ün temsil ettiği diğer konular ise eğlence, hayatın zevkleri, konforlu yaşam, dünya nimetlerinden faydalanmaktır.. Yani kişi ‘temiz’(Venüs) olunca kişinin hayatından aldığı zevk artar, nimetleri çoğalır, hayatı daha konforlu hale gelir. ‘Kir’(Satürn) görünce hemen bundan arınmak(Venüs), temizlenmek(Venüs) gerekiyor, çünkü ‘kiri’(Satürn) devam ettirmek kişinin hayatında Satürn(finansal zorluklar-depresyon-hastalık) temalarını aktive ediyor.. Buraya kadar anlattığım ‘fiziksel temizlikti’.. Şimdi gelelim ‘asıl temizliğe’, yani ‘için temizlenmesine’.. Kalbinde Satürn(haset, hırs, intikam, kıskançlık, tüm negatif duygular) temalarını biriktiriyorsan kalbine körlük/hastalık(Satürn) geliyor demektir.. Kalbin bu kirler(Satürn-negatif duygular) nedeniyle ‘kör’ olur ve ‘saparsın’, zira Yüce Allah şöyle diyor; Hac 46 ‘’Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı, böylece onların kendisiyle akledebilecek kalpleri ve işitebilecek kulakları olsun? Doğrusu, baştaki gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler kör olur.’’.. Satürn(haset, öfke, hırs,tüm negatif duygular) kalbini ‘körleştirir’, çünkü ‘kir’(Satürn) kalp gözünü kapatır.. Yine çare Venüs.. Venüs vedik astrolojide ‘bhakti’dir yani Allah aşkı ve ‘arınmak’(zekat).. Yüce Allah’ın Kur’an’da tavsiye ettiği ‘zekat’ kelimesinin bir anlamı da ‘arınmaktır’(Venüs), hem maddi hem manevi kirlerden(Satürn).. Dıştaki kirlerden(Satürn) arınırsan(Venüs) fiziksel bedenine ve hayatına hastalık(Satürn) gelmez, içteki kirlerden(Satürn) arınırsan(Venüs) kalbine hastalık(Satürn-kalp körlüğü) gelmez, ‘doğru yolda’ kalırsın..
.
.
©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan
Vedik astrolojiye göre İkizler, Terazi, Kova burçları ‘hava’ elementine mensupturlar.. Bu insanlar seyahat etmeyi çok severler, tıpkı rüzgarın(hava) aynı yerde sabit duramaması gibi hava elementine mensup insanlar da sık sık seyahat etmek isterler.. Bu nedenle de vedik astrolojide bu 3 burç ‘yerleşim’ yerlerini ve insanların birbiriyle etkileşimlerini temsil ederler. İkizler burcu ‘şehirleri’ temsil eder. Terazi burcu uzak yerlerle, uzak ülkelerle olan ‘ticareti’ temsil eder. Kova burcu ise vedik astrolojiye göre ‘yurtdışını’ temsil eden burçtur.. Yani söz konusu hava olduğunda(İkizler, Terazi, Kova) genel temalar seyahat etmek, uzak yerlere gitmek, yabancı kültürlerle iletişim kurmaktır.. Vedik astrolojiye göre İkizler, Terazi, Kova insanları tıpkı akıp giden rüzgar(hava) gibi özgürlüklerine düşkün, seyahat etmeyi seven, yabancı kültürleri tanımayı seven insanlardır..
Erdem
Not: Bu verdiğim bilgiler kimler için geçerli? Vedik astrolojiye göre İkizler, Terazi, Kova burçları – Yükselen İkizler, Terazi, Kova olanlar – Ay burcu İkizler, Terazi ya da Kova olanlar – En az 3 gezegeni hava burçlarında yerleşmiş olanlar
©Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan
Doğanın her bir öğesi vedik astrolojiye göre bir gezegenin ve burcun kontrolündedir. Mesela vedik astrolojiye göre Kova burcunda büyük sarp karlı dağlar bulunur, bir kişinin vedik doğum haritasında Kova'nın yöneticileri olan Satürn ve Rahu güçlü bir şekilde yerleşmişse ya da kişinin vedik astrolojiye göre Yükseleni ya da Ay'ı Kova burcunda yerleşmişse, ya da bir kişinin vedik astrolojiye göre Kova burcunda en az 3 tane gezegeni varsa kişi kışı çok sever ve karlı dağları oralarla ilgili her türlü aktiviteyi sever. Vedik astrolojiye göre Balık burcunda denizler, okyanuslar bulunur aynı zamanda denizlerin yönetici gezegeni Ay'dır. Bu ne demek oluyor? Kişinin vedik doğum haritasında Ay güçlü bir yerleşimdeyse kişi denize, denizle ilgili her şeye bayılır, aynı zamanda kişinin vedik astrolojiye göre Yükseleni ya da Ay'ı Balık burcundaysa ya da en az 3 gezegeni Balık burcundaysa kişi için 'deniz' vazgeçilmez olacaktır, her daim yüzmeyi ve denizde vakit geçirmeyi sever. Vedik astrolojiye göre Yengeç'te ise ırmaklar bulunur, ırmakları çok sevenler vedik doğum haritasında güçlü Yengeç vurgusu barındıranlardır. Vedik astrolojiye göre Başak'ta tarlalar, bağlar, bahçeler bulunur, tarımla uğraşmayı sevenler, güzel bahçelerde vakit geçirmeyi sevenler de vedik astrolojiye göre güçlü Başak vurgusu vardır.. Vedik astrolojiye göre Akrep'te göller, kuyular, bataklıklar bulunur, Akrep'in yöneticileri olan Mars ve Ketu'da bunların yöneticisidir. Özellikle göllere ilgi duyan insanlar, göl yanında vakit geçirmeyi sevenler vedik doğum haritalarında güçlü Akrep vurgusu taşırlar.. Vedik astrolojiye göre Aslan'da geniş ormanlar ve orta büyüklükte dağlar bulunur.. Ormanları çok sevenler, ormanda vakit geçirmek isteyen insanların vedik doğum haritalarında güçlü Aslan etkisi mevcuttur aynı zamanda Aslan’ın yöneticisi Güneş, Koç burcunda yüceldiği için vedik astrolojiye göre güçlü Koç vurgusuna sahip insanlar da orman sevgisi güçlü olarak görülecektir.. Güneş’in yükseleninizde(1.ev) yerleşmesi dahi sizin bir ‘orman tutkunu’ olmanıza neden olur.. Yani neyi sevdiğiniz, nerede bulunmaktan hoşlandığınız dahi vedik doğum haritanızdan bağımsız değildir..
© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan
.
.
''İyi şeylerden başka bir şey düşünme! Çünkü düşünce, suret
dokumasının ipliğidir. Güzelleşen ve iyi olan düşünceden doğan her suret,
güzeldir. Bir adam belada safa görürse, bela tatlılaşır. Hasta, iyileştiğini
görünce ilaç, kendine hoş gelir. Kötüye yormak ve kuruntu yapmak insanı derdi
yokken bile hasta eder. Onun için olaylara iyi bak. Sen kötü düşünceyi zehirli
tırnak bil. Bu tırnak derinleştikçe can yüzünü tırmalar.'' - Celaleddin-i
Rumi
.
.
© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan
Konfüçyüs öğrencilerine ders veriyordu, sağ elinde bir vazo vardı. Tüm öğrencilerin görebileceği şekilde vazoyu havada tuttu. Diğer elinde de bir elma vardı. Elmayı vazonun içinde koyduktan sonra, vazoyu yere bıraktı ve şöyle dedi; Elmayı vazodan çıkarmayı başaran öğrenci, elmayı alabilir. Öğrencilerden biri atıldı ve elini vazonun dar ağzından içeri soktu. Elmayı yakaladı, çıkarmaya çalıştıkça elma elinden kaydı. Bir de elini vazoya sıkıştırdı, bağırmaya başladı: ‘’Elimi çıkaramıyorum!’’ Konfüçyüs; ‘’Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmezsen, elini çıkaramazsın’’ dedi. Öğrenci biraz daha uğraştı, elmayı elinden bırakmak istemiyordu; ama sonunda mecburen bıraktı. Elini vazodan çıkardı. Konfüçyüs’e sordu: ‘’Elmayı vazodan çıkarmanın bir yolu var mı?’’ Konfüçyüs, ‘’Nasıl olacağını göstereyim’’ dedi ve vazoyu ters çevirdi. Elma kendiliğinden vazonun içinden yuvarlanıp çıktı. Öğrenciler çözümün bu kadar basit olması nedeniyle gülmeye başladı. Konfüçyüs, öğrencilerine elmayı göstererek dedi ki: ‘’Göründüğü gibi basit değil, bazen bırakabilmek daha zordur. Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda, ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız. Hayatın akışında ulaşmak istediklerinize onları yakalamaya çalışarak değil, onların size gelmelerine izin vererek ulaşabilirsiniz. Bazen en doğrusu olayları kendi akışına bırakıp müdahale etmemektir.’’ İstediklerine ulaşman için en büyük engel ‘kendi arzundur’. Arzun istediğin şeyle her daim arana girer. Bu kuantum çift yarık deneyinde başlarında bir gözlemci olduğunda olması gibi hareket etmeyen quarkların halidir, ‘gözlemleme’ arzun bile doğanın olduğu gibi çalışmamasına, isteklerini elde etmene engel olur. Bilge Epiktetos diyor ki ‘’Dar ağızlı bir kaptan incir ve fıstık almaya çalışan çocukların başına şöyle bir şey gelir. Eğer ellerini doldururlarsa, kaptan çıkaramazlar ve ağlamaya başlarlar. Elindeki birkaç şeyi bırakırsan, bir şeyleri çıkarmayı başarırsın. Arzular için de aynısı geçerlidir.’’ O şeyi elde etmeye olan arzun, o şeyin gerçekleşmemesinin ana nedenidir. Herşeyi akışına bırak ve arzudan arın işte o zaman istediğini kolayca elde edersin.
© Kadim Astroloji Analisti - Erdem Çalışkan
Ev yaşamı öncelikleri serisinde geldik son kısım olan vedik astrolojiye göre su burçlarına; Yengeç(Ay), Akrep(Mars-Ketu), Balık(Jüpiter). ...